Bilgi Merkezi

Bilgi Merkezi Vergi Bilgi Notları

Haberler

Yeni Turk Ticaret Kanunu

Vergi Rehberi


Vergi Bilgi Notları

Makaleler

Broşürler

Transfer Fiyatlandırması Bilgilendirme Sitesi

GRANİT; mali mevzuat ile ilgili olarak uygulamada sıkça karşılaşılan hatalı uygulamalar ile önemli konulardaki bilgileri paylaşmak amacıyla Vergi Bilgi Notları yayınlıyor.

Mali mevzuatta sıkça yapılan değişiklikler sebebiyle notların bir kısmı güncel olmayabilir, ihtiyacınız veya sorularınız karşısında eksik kalabilir. Bu nedenle, mali mevzuatı kanunlar, tebliğler, Bakanlar Kurulu Kararlar, Sirkülerler, İç Genelgeler ile Mali İdare görüşleri ve yargı kararlarından izlemenizi öneririz.

Ancak, Vergi Bilgi Notlarının, hatırlatıcı ve açıklayıcı olarak sizlere yardımcı olacağı kanaatindeyiz.

Gümrük Vergileri ve Para Cezaları Konusunda Uzlaşma

6111 sayılı Kanun'la getirilen gümrük yükümlülüklerinde uzlaşma konusunda 27.08.2011 Tarih ve 28038 Sayılı Resmi Gazete'de Yayınlanan ve 31.Ağustos 2011 tarihinde yürürlüğe giren GÜMRÜK UZLAŞMA YÖNETMELİĞİ ile gümrük vergileri ve para cezalarında uzlaşma müessesesi uygulanmaya başlandı.

Böylece, gümrük idaresi ile mükellef arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar mahkemelere taşınmadan idari aşamada çözümlenebilecek.

 

1. UZLAŞMANIN KAPSAMI: Beyan ile gümrük idaresince yapılan tespit sonucunda belirlenen veya gümrük idaresince tespit edilmesinden önce beyan sahibince bildirilen farklara ilişkin tebliğ edilen gümrük vergileri uzlaşma kapsamında. ile Gümrük Kanunu'nda ve ilgili diğer kanunlarda öngörülen cezaların tümü uzlaşma kapsamında

Yükümlü görevliler tarafından kontrolü, ikinci kontrol ve sonradan kontrol kapsamında yapılan denetlemeler sonucunda ek olarak tarhedilen gümrük vergileri ile kesilen para cezaları da uzlaşmaya konu olabilecek. beyanının, ilgili gümrük idaresi tarafından veya ikinci muayeneye yetkili görevliler tarafından kontrolü, ikinci kontrol ve sonradan kontrol kapsamında yapılan denetlemeler sonucunda ek olarak tarhedilen gümrük vergileri ile kesilen para cezaları da uzlaşmaya konu olabilecek.

 

2. UZLAŞMANIN KONUSU: Gümrük Vergisi, İlave Gümrük Vergisi, Tek ve Maktu Vergi, Dampinge Karşı Vergi, Sübvansiyona Karşı Telafi Edici Vergi, Katma Değer Vergisi, Özel Tüketim Vergisi, Ek Mali Yükümlülükler, Toplu Konut Fonu, Tütün Fonu, Ek Fon, Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu, Çevre Katkı Payı, Telafi Edici Vergi ve TRT Bandrol Ücreti (Ticari olmayan eşya için) uzlaşmanın konusu içinde yer alıyor.

Para cezaları bakımından ise 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 234, 235, 236, 237, 238, 239 ve 241. maddeleri ile 2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 4, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 51. ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 16. maddeleri kapsamında kesilen para cezalarının uzlaşma konusu yapılması mümkün.

Uzlaşma talebi, yükümlüye tebliğ edilen kamu alacaklarının tamamı için yapılabileceği gibi vergiler veya cezaların tür itibariyle bir kısmı için de yapılabiliyor. Şartlı muafiyet rejimlerine ilişkin hükümlerin ihlali sonucunda doğan alacağın tahsilinin yükümlüye tebliğinden itibaren 15 gün içinde, alacağa konu para cezaları uzlaşmaya konu edilebiliyor.

 

3. UZLAŞMAYA KONU OLAMAYACAK ALACAKLAR:

- Gümrük vergilerinin matrahına giren, ancak aslı gümrük idarelerince takip ve tahsil edilmeyen vergi ve benzeri mali yükümlülükler uzlaşmaya konu edilemiyor.

- Aynı tür vergi veya cezanın bir kısmı için uzlaşma talebinde bulunulamıyor.

- İlgili mevzuat uyarınca alacak tutarının kesin tahsilinin öngörülmediği ve teminata bağlandığı durumlar uzlaşmaya konu edilemiyor.

- 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3. maddesinde yer alan kaçakçılık suçlarına ve kabahatlerine ilişkin fiiller nedeniyle doğan vergi ve cezalar için de uzlaşma talebinde bulunulamıyor.

 

4. BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ: Yükümlünün kendisi veya temsilcisi, küçükler ve kısıtlılar adına ise bunları temsile yetkili gerçek kişiler uzlaşma talebinde bulunabiliyor. Uzlaşma talebinde bulunabilmek için, belirtilen kişiler tarafından yönetmelikte yer alan forma uygun olarak, uzlaşmaya yetkili komisyonların sekretarya hizmetlerini yürütmekle görevli birimine dilekçe ile müracaat edilmesi gerekiyor. Dilekçe taahhütlü posta ile de gönderilebiliyor.

Uzlaşma başvurusunun yetkili komisyonlar dışındaki gümrük idarelerine yapılmış olması halinde, talebin bu gümrük idarelerince, derhal yetkili uzlaşma komisyonuna iletilmesi gerekiyor.

Aynı nitelikteki alacakların birden fazla gümrük müdürlüğünde veya başmüdürlük bağlantılarında yapılan işlemlere ilişkin olması halinde söz konusu alacakların toplamı tek bir uzlaşmaya konu olabiliyor. Bu durumda yükümlü tarafından yetkili uzlaşma komisyonuna başvurulması esas olmakla birlikte, uzlaşmaya konu alacaklara ilişkin detaylı bilgilerin verilmesi şartıyla, işlemin yapıldığı gümrük idarelerinden herhangi birine de başvurulabiliyor. Uzlaşma taleplerinin, henüz itiraz başvurusu yapılmamış gümrük vergileri ve vergi aslına bağlı olsun ya da olmasın tüm para cezalarının yükümlüye veya ceza muhatabına tebliği tarihinden itibaren 15 günlük itiraz süresi içinde yapılması gerekiyor.

 

5. UZLAŞMA TALEBİNİN SONUÇLARI: Gümrük Vergileri ve Para Cezaları ile ilgili uzlaşma talebinde bulunulması halinde, itiraz veya dava açma süresi duruyor. Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde süre kaldığı yerden işlemeye başlıyor. Ancak sürenin bitimine 3 günden az kalmış olması halinde, süre 3 gün uzuyor. Süresi içinde uzlaşma talebinde bulunulması halinde, uzlaşma talep edilen alacaklar için başvuruya ilişkin süreç sonuçlanmadan itiraz veya dava yoluna gidilemiyor.

Ayrıntılı bilgi almak için GRANİT’i arayınız.

 

Uygulamada Sıkça Karşılaşılan Vergi Kodları

Vergi idaresinin otomasyona geçmesini müteakiben, vergi tahakkuk ve ödeme işlemleriniz sırasında, düzenlenen tahakkuk fişleri ve vergi daireleri alındılarında ve ayrıca düzenlenen vergi ceza ihbarnameleri ile düzeltme fişlerinde vergilerin türü yerine kod numaraları yer alıyor. Genellikle bunların mahiyeti ve hangi vergi türünü ifade ettiği unutuluyor. Bu nedenle, uygulamada sıkça karşılaşılan ve önemli bazı vergi kodlarına aşağıdaki tabloda yer verilmektedir:

Kod Vergi Adı
1 YILLIK GELİR VERGİSİ
3 GELİR VERGİSİ S. (MUHTASAR)
10 KURUMLAR VERGİSİ
11 KURUMLAR VERGİSİ STOPAJI (KVKM24)
12 GELİR VERGİSİ (GMSI)
14 BASIT USULDE TİCARİ KAZANC
15 GERÇEK USULDE KATMA DEĞER VERGİSİ
21 BANKA MUAMELELERİ VERGİSİ
22 SİGORTA MUAMELELERİ VERGİSİ
27 GELİR VERGİSİ GEÇİCİ VERGİ
32 GELİR GEÇİCİ VERGİ
33 KURUM GEÇİCİ VERGİ
40 DAMGA VERGİSİ (BEYANNAMELİ DAMGA VERGİSİ MÜKELLEFİ)
46 AKARYAKIT TÜKETİM VERGİSİ
53 KURUMLAR VERGİSİ KURUM GEÇİCİ VERGİ
61 KAYNAK KULLANIMI DESTEKLEME FONU KESİNTİSİ
1018 MAHSUPLARDAN KESİLEN DAMGA VERGİSİ
1030 PİŞMANLIK ZAMMI
1042 E.KATKI PAYI
1043 ÖZEL İŞLEM VERGİSİ
1047 DAMGA VERGİSİ
1067 VERGİ YARGI HARÇLARI
1084 GECİKME FAİZİ
1086 GECİKME ZAMMI
3073 USULSÜZLÜK CEZASI
3074 ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI
3080 VERGİ ZİYAI CEZASI
3099 VUK 112/4 Maddesi Gereğince Ödenen Faiz
4021 4705 Sayılı Kanuna Göre Tahsil Edilen Özel İşlem Vergisi
4034 MOTORLU TAŞITLAR EK VERGİSİ
4035 4837 S.K EK MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ
4042 5035 RTÜK EĞİTİME KATKI PAYI
4060 TECİLLİ ALACAKLARDAN TAHSİLAT
4061 İTHALATTA KAYNAK KULLANIMI DESTEKLEME FONU KESİNTİSİ
4063 NOTER HARÇLARI
9000 İDARİ PARA CEZASI (4703 SK)
9003 SEÇİM PARA CEZASI
9004 ASKERLİK PARA CEZASI
9005 MAHKEME PARA CEZASI
9010 TÜKETİCİYİ KORUMA KANUNUNA GÖRE KESİLEN PARA CEZASI
9011 ÇEVRE KİRLİLİĞİ PARA CEZASI
9012 ESNAF S.HARÇ
9013 GÜMRÜK VERGİSİ
9014 Yurt Dışı Çıkış Harcı
9015 KATMA DEĞER VERGİSİ TEVKİFATI
9016 BİLİRKİŞİ ÜCRETİ
9021 4961 BANKA SİGORTA MUAMELELERİ VERGİSİ
9030 EK MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ
9031 VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ
9034 MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ
9045 TAHSİLATI HIZLANDIRMA TEBLİĞİNE GÖRE VERİLEN TAHAKKUK
9053 ECRİMİSİL GELİRLERİ
9057 DOĞRUDAN GELİR DESTEĞİ ÖDEMELERİ
9058 PETROLDEN DEVLET HAKKI
9059 TİCARET SİCİL HARCI
9060 MADENLERDEN DEVLET HAKKI
9062 TAPU HARÇLARI
9063 İSKAN HARCI
9064 PASAPORT VE KONSOLOSLUK HARÇLARI
9065 TRAFİK HARÇLARI
9066 YARGI HARÇLARI
9067 İTHAL VE İMAL RUHSAT VE TEMDİT ÜCRETİ
9068 GEMİ VE LİMAN HARÇLARI
9069 DİĞER HARÇLAR
9070 DEĞERLİ KAĞITLAR GELİRLERİ
9080 DİĞER PARA CEZALARI
9085 TRAFİK CEZALARI
9086 HESAPLANAN GECİKME ZAMMI
9087 TAKİP GİDERLERİ KARŞILIĞI ALINAN
9092 YÜKSEK ÖĞRENİM HARÇ KREDİSİ
9097 HAKSIZ ALINAN VERGİ İADESİ
9098 HAKSIZ ALINAN VERGİ İADESİ CEZASI
9099 KALDIRILAN VERGİ ARTIKLARI
9162 KADASTRO HARÇLARI
9901 ADİ ORTAKLIK MÜKELLEFİYETSİZ MÜKELLEF KAYDI İÇİN VERGİ KODU

 

Kodlanan Mükellefler

Hukuki dayanağı belirsizlik taşımakla birlikte, otomasyona geçen Gelir İdaresi Başkanlığı mükellefleri izleme faaliyetleri sırasında, bazı vergi mükelleflerini, eldeki bazı donelerden hareketle riskli veya sorunlu ya da sakıncalı kabul etmekte ve VEDOP sisteminde bu mükellefleri risk/sorun/sakınca derecelerine göre kodlamaktadır. KDVK 84 Seri Nolu Genel Tebliği uygulaması çerçevesinde bu mükellefler haklarında olumsuz tespit bulunan mükellef olarak kabul görmektedir.

VEDOP sisteminde kodlanmış olan mükellefler, kodlanmadan kaynaklanan sebepleri ortadan kaldırana veya telafi edene kadar uygulamada çeşitli güçlüklerle karşılaşmaktadır. Bununla birlikte, VEDOP sisteminde olumsuz kodlanmış mükelleflerden mal veya hizmet alan vergi mükellefleri de KDV indirim hakları dolayısıyla da KDV iade hakları bakımından kısıtlamalar, sorunlar, gecikmeler, gerekli-gereksiz izahatlar ile karşılaşmaktadırlar.

VEDOP sisteminde kodlanarak listelenen sorunlu mükellefler ile bunlardan mal veya hizmet alanlar KDV’de müteselsil sorumluluk esasları çerçevesinde, aralarındaki ilişkiden dolayı birlikte sorumlu tutulmaktadır. KDVK 84 Seri Nolu Genel Tebliğin son bölümünde açıklanmış olduğu üzere, haklarında olumsuz tespit bulunan mükelleflere ödemelerini bankacılık sistemi üzerinden usulünce yapan veya usulünce kendi çeklerini düzenleyerek ödeyen mükelleflerin KDV’den dolayı müteselsil sorumlu tutulmamaları gerekir.

Böyle bir sorun ile karşılaştığınızda Yeminli Mali Müşavirinize danışmanızı öneririz.
Vergi idaresi, haklarında olumsuz tespit bulunan mükelleflerle ilgili olumsuz tespitlerini genelleştirerek, kodlamaktadır. Riskli mükellefleri olumsuz tespit kodlarına göre de VEDOP sisteminde listelemektedir. Kodlama hem yerel vergi idaresi hem de merkezi vergi idaresi tarafından yapılmaktadır. Bu kodların ne anlama geldiği çoğu zaman bilinmemekte ve araştırılması gerekemektedir.

Bu nedenle, haklarında olumsuz tespit bulunan vergi mükelleflerinin, kodlar zaman zaman değiştirilse de, kodlarının ne anlama geldiğine aşağıda kısaca yer verilmektedir:

Kod. 1
: Sahte Veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge (SMİYB) Düzenleyen Mükellef

Kod. 2
: Sahte Veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge (SMİYB) Kullanan Mükellef

Kod. 3
: Sahte Veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenlediği Konusunda Hakkında Vergi İnceleme Raporu Bulunan Mükellefin Ortağı Veya Kanuni Temsilcisi

Kod. 4
: Bastırdığı Fatura vb Belgelerin Zayii Olduğunu, Çalındığını Veya Kaybolduğunu Bildiren Mükellef

Kod. 5
:

1. Hakkında Rapor Bulunmamakla Birlikte Sahte Veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenlediği Konusunda Vergi İdaresi Tespiti Bulunan Mükellef
2. Hakkında Rapor Bulunmamakla Birlikte Sahte Veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kullandığı Düzenlediği Konusunda Vergi İdaresi Tespiti Bulunan Mükellef
3. Adresinde Bulunamayan Ve Açık Adresi Tespit Edilemeyen Mükellef
4. Defter, Belge İbraz Etmeyen Veya İncelemeye Sevk Edilen Veya Birden Fazla Döneme İlişkin Olarak KDV Beyannamesini Vermeyen Mükellef

Kod. 6 : Kendisi Hakkında Bir Olumsuz Tespit Veya Rapor Bulunmamakla Birlikte, Kullandığı Fatura vb Belgeleri Taklit Edilen Mükellef

Kod. 7
: Mükellefiyeti Bulunmayan, Ancak Üçüncü Kişiler Veya Diğer Tüzel Kişilikler Vasıtasıyla Sahte Belge Organizasyonu İçerisinde Bulunan Ve Sahte Fatura Ticareti Yapanlar

Kod. 8
: İşi Resen Terk Ettirilen Ve Mükellefiyeti Resen Sonlandırılmış Olan Mükellef
(Bkz. 2004/13 Seri No’lu Uygulama İç Genelgesi)

Kod. 9
:

1. Sahte Veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenlediği ve Kullandığı Vergi İnceleme Raporu İle Tespit Edilen Mükellef
2. Sahte Veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kullandığı Vergi İnceleme Raporu İle Tespit Edilen Mükellef

 

Dönem Sonu İşlemleri

1. İşletmeye dahil olup, işletmede kullanılan binek otomobillerin iş ve işletme ile ilgili ve işi idame ettirmeye yönelik hertürlü giderleri herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın gider yazılır. Yıl içinde işletmeye dahil olup, işletmede kullanımına başlanan binek otomobillerin iş ve işletme ile ilgili her türlü giderleri herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın gider yazılır. Ancak binek otoların amortisman giderleri; aktifleştirildikleri ay da dahil olmak üzere aktifleştirme ile dönem sonu (31.12.) arasındaki dönem için kıst ayırılır. Kıst amortisman uygulaması sebebiyle, gider yazılamayan amortisman kısımı ise, amortisman ayrılacak son yılın amortismanıyla birlikte ayrılır.

2. 3065 Sayılı Kanunun 30/b maddesi uyarınca; işletmelere ait binek otomobillerin alış faturalarında yazılı KDV indirim konusu yapılamaz. Maliyet veya gider olarak yazılır.

3. 197 Sayılı Kanun Madde 14 gereğince, otomobil, kaptı-kaçtı, panel ve arazi taşıtları, yat, kotra ve motorlu tekneler ile ticari amaçla kullanılanlar hariç, uçak ve helikopterlere ilişkin olarak ödenen motorlu taşıtlar vergileri, gecikme zamları ve cezalar gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider yazılamaz.

4. Her türlü taşıt araçlarının maliyet bedeli; satın alma bedeli + değeri artıran hertürlü giderler + satın alma ve değeri artırma ile ilgili vade farkı, kredi faizleri gibi her türlü giderlerden oluşur. Binek otomobillerde satın alma faturasındaki KDV’de maliyet bedeline ilave edilebilir veya doğrudan gider yazılabilir. Doğrudan gider yazılması mükellef için daha avantajlıdır. Kredi fazileri ve kur farkları taşıt aracının aktife alındığı yıl içinde maliyete ilave edilirken, izleyen yıllara ait faizler ve kur farkları mükellefin tercihine bağlı olarak maliyete ilave edilir veya gider yazılabilir. Taşıt aracı satıldıktan sonra ödenmeye devam eden faiz ve kur farkı giderleri ise, doğrudan gider yazılır.

5. Boş arazi ve arsalar amortismana tabi tutulmaz. Üzerinde bina olan arsa ve araziler; amortismana tabi tutulur.

6. Satın alınan malın maliyet bedeline; satın alma bedeli, iş yerine getirme için yapılan nakliye, hamaliye ve kargo giderleri, satın alma ve taşıma ile ilgili sigorta giderleri, satın alınan malla ilgili olarak ödenen komisyonlar dahildir. Yıllık alış toplamı üzerinden satıcı tarafından yapılan prim ödemelerinin malın maliyeti ile ilgisi olmayıp, doğrudan gelir yazılması gerekir. Satıcıların hangi ad ile olursa olsun yaptıkları iskontolar, malın maliyetini azaltır. Alınan mal ile ilgili vade farkları malın maliyetine ilave edilir. Mal satıldıktan sonra ödenen vade farkları doğrudan gider yazılır. Bankalardan ve benzeri kredi kuruluşlarından alınan krediler ile mal alınması halinde, kredinin faiz giderlerini malın maliyetine ilave edip etmemekte veya doğrudan gider yazmakta mükellefler tercih hakkına sahiptir. Kredi faiz giderlerini doğrudan gider yazmak, özellikle stokları olan işletmeler için avantajlıdır. İthal edilen malın maliyeti; CIF bedel + gümrükte ödenen vergiler + emtianın gümrük ve işyeri arasındaki taşıma, nakliye, komisyon vb giderleri + ithalat teminatları için ödenen faiz ve komisyonlar + ithalat süresinin uzatımı sebebiyle irat kaydedilen teminatlar + akreditif uygulanıyorsa, mal bedelinin finansmanı ile ilgili giderler + vesaik mukabili veya mal mukabili ithalat yapılıyorsa, mal bedeli ve gümrük vergisinin ödenmesi ile ilgili finansman giderlerinden maliyete verilmesi gereken paylar + (-) malın işletme stokuna girdiği tarihe kadar olan kur farkları (malların stoklara girdiği tarihten sonraki kur farkları, nakliye vb giderler isteğe bağlı olarak doğrudan gider yazılabilir veya maliyete ilave edilebilir)

7. Yangın, deprem, su basması, çürüme, kırılma, paslanma gibi nedenlerle değeri %10 ve daha fazla (önemli oranda) düşen malların, ayrıca hurda, döküntü gibi ıskartaların değerlemesi maliyet bedeli yerine emsal bedeli ile yapılır. Bunun için; yangın, deprem ve su basmasının Ticaret Mahkemesi Kararı veya itfaiye raporu vb. bir belge ile ispat edilmesi ve takdir komisyonu kararı alınması gereklidir. Yargı kararı olan durumlarda, takdir komisyonu kararına gerek yoktur. Sözkonusu mallar, diğer olağandışı gider ve zararlar hesabına kaydedilerek muhasebeleştirilir veya malın maliyetine ilave edilir. Özel kanun maddesi ile düzenlenmiş olması şartıyla, sadece deprem ve sel felaketi gibi doğal afetler sebebiyle zayi olduğu tevsik edilen mallara ait KDV indirilebilir KDV olarak dikkate alınabilir.
Ticari teamüllere uygun normal fireler için takdir komisyonu kararı alınmasına ve KDV düzeltmesine gerek yoktur. Mutad firelere isabet eden KDV indirilebilir KDV’dir. İktisadi ve teknik icaplara ve ilgili meslek odası veya kuruluş tarafından belirlenmiş olan firelerden kaynaklanan fiili sayım (envanter) noksanları; 659-Diğer Olağan Gider ve Zararlar Hesabına borç, 153-Ticari Mallar hesabına alacak kaydedilerek işlem görür.

8. Çalınan ve kaybolan mallar ile ilgili düşük bedelle değerleme yapılamaz yapılsa da gider yazılamaz. Kısmen veya tamamen zayi (çalınan, kaybolan) olan malların iktisabı sırasında indirim konusu yapılan KDV düzeltilir, gider yazılır veya maliyete ilave edilir.

9. İhracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükellefler bu faaliyetlerinden döviz olarak elde ettikleri hasılatın binde beşini aşmamak kaydıyla yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak gider hesaplayıp, gelirlerinden indirebilirler. Belge ile tevsik edilemeyen gider için ödeme belgesi talep edilebilir.

10. Stok sayım noksan ve fazlalarının, noksan veya fazlanın nedenine göre, ne şekilde dikkate alınacağı konusunda, dikkate alınması gereken detaylar olabilir. İhtiyaç duymanız halinde mutlaka mali müşavirinize danışınız. Bununla birlikte, normal olarak sayım noksanlarının fatura düzenlenerek çıkışı yapılmalı ve KDV hesaplanmalıdır. Sayım fazlaları ise, stoklara ilave edilerek, satış yapıldıkça fatura edilmeli ve KDV tahsil edilmelidir.

11. Vadesi 31.12. tarihinden sonraki bir tarih olan mevduat, repo ve ters repo, kredi işlemleri için; 31.12. tarihine kadar tahakkuk eden (hesaplanan) faizler cari yılın geliri veya gideri olarak dikkate alınır. Geri kalan kısımlar ise, gelecek yıllar ile ilgili gelir veya giderlerdir.

12. 2007 yılı kazançları için kurumlar vergisi oranı %20’dir. Hesaplanan kurumlar vergisinden ödenmiş olan geçici vergiler mahsup edilir. Mahsup sonrasında geçici vergi alacağı doğması halinde, geçici vergi alacağı nakden veya mahsuben iade alınır. Nakden geçici vergi iadesi vergi incelemesi yapılmasını gerektirmez. Mahsuben geçici vergi iadesi için dilekçe verilmesi veya izleyen ilk geçici vergi beyannamesinde mahsup işleminin beyan edilmiş olması yeterlidir (Bkz. 252 Seri No’lu GVK Genel Tebliği).

13. Şirketin kar dağıtımı GVK Madde 94 uyarınca %15 oranında vergi tevkifatına tabidir. Karın sermayeye ilavesi tevkifata tabi değildir. Ortak, elde ettiği kar payının yarısını, istisna sınırının üzerinde kalıyorsa, gelir vergisi beyannamesi ile beyan ederek, kar payı dağıtımı üzerinden kendi adına tevkif edilen verginin tamamını beyanname üzerinde indirir.

14. Yurt dışı inşaat, onarım, montaj ve teknik hizmetlerden sağlanan kazançlar kurumlar vergisinden istisnadır. İstisnanın uygulanaması için yurt dışında bir yerleşke sahibi olunması gerekir.

 

Kar Dağıtım Tablosu

Bilindiği üzere, yıl sonunda gelir tablosunda görünen ticari kardan vergi, fon, yedek akçe ve varsa diğer yasal yükümlülükler düşüldükten sonra kalan kar; anonim şirketlerde genel kurul kararı ile, limited şirketlerde ise, ortaklar kurulu kararı ile hissedarlara sermayeleri oranında kar payı olarak dağıtılabilir. Kar dağıtımı ve yasal yükümlülükler şirketinizin ana sözleşmesi ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri de dikkate alınarak aşağıdaki gibi hesaplanır:

(+) DÖNEM TİCARİ KARI (Gelir Tablosundan)

(-) ÖDENECEK VERGİ VE YASAL YÜKÜMLÜLÜKLER

(=) NET DÖNEM KARI

(-) GEÇMİŞ YIL ZARARLARI

(-) BİRİNCİ TERTİP YEDEK AKÇE
(Türk Ticaret Kanununun 469’uncu maddesine göre, kar dağıtımı yapılması halinde yasal yedeklerin ayrılması zorunludur veya yedek akçeler ayrılmadıkça kar payı dağıtımı yapılamaz. Uygulamada yasal yedeklerin ayrılması zorunlu olduğu için kar dağıtımı yapılması zorunludur yönünde yorumlar da yapılmaktadır. Biz bu yoruma katılmamakla birlikte, şirketin anasözleşmesine bakılmasını ve ayrıca karın sermayeye ilave edilmesinden önce zorunlu yedek akçelerin mutlaka ayrılması gerektiğini öneriyoruz. Birinci tertip yedek akçe TTK Md. 466 gereğince, dönem karının 1/20’si kadar ayrılır. Ayrılmış birinci tertip yedek akçeler toplamı ödenmiş sermayenin 1/5’ine ulaştıktan sonra birinci tertip yedek akçe ayrılması ihtiyaridir. Birinci tertip yedek akçenin ödenmiş sermayeyi aşan kısmı olağanüstü yedek akçe olarak kabul edilir.

(-) ŞİRKETTE BIRAKILMASI GEREKEN FONLAR
(Vergi, SPK vb mevzuata göre ayrılması gereken fonlar, Sabir Kıymet Yenileme Fonu gibi)

(=) DAĞITILABİLİR NET DÖNEM KARI

(-) ORTAKLARA BİRİNCİ TEMETTÜ PAYI
Şirketler ödenmiş sermayelerinin en az %5’ini ortaklara kar payı olarak dağıtmak zorundadır. SPK’ya tabi halka açık şirketlerde bu oran %20’dir.

(-) İKİNCİ TERTİP YEDEK AKÇE
Net dönem karından geçmiş yıl zararları, birinci tertip yedek akçe ve ortaklara dağıtılacak birinci temettüden sonra kalan ve genel kurul tarafından dağıtılmasına karar verilen karın %10’u ikinci tertip yedek akçe olarak ayrılır. Dağıtılacak kar payı ödenmiş sermayenin %5’i kadar veya daha az ise, ikinci tertip yedek akçe ayrılmaz.

(-) PERSONELE VE YÖNETİM KURULUNA TEMETTÜ
(Anasözleşmede yazılı olması şartıyla)

(-) ORTAKLARA İKİNCİ TEMETTÜ

(-) DAĞITILACAK KAR ÜZERİNDEN HESAPLANAN KAR PAYI STOPAJI (GVK Md. 94/6)

(-) STATÜ YEDEKELERİ (Anasözleşmede yer alması şartıyla ayrılabilir, ihtiyaridir)

(-) OLAĞANÜSTÜ YEDEKLER
Şirket genel kurul kararı ile dağıtım dışı tutulan ya da şirkette alıkonulan karlar isteğe bağlı olarak olağanüstü yedek olarak tutulabilir

Kurumlar, kar payı dağıtımı stopajını, kar payı dağıtımı yapılması şartına bağlı olarak, kar payı dağıtımı sırasında tahakkuk ettirerek, dönemin muhtasar beyannamesi ile beyan edip, öder. Kar payı dağıtımı yapılması için limited şirketlerde ortaklar kurulu kararı, anonim şirketlerde ise, yönetim kurulu kararı alınması şarttır. Karar tarihi, ödeme yapılmamış dahi olsa, kar dağıtımı tarihi dolayısıyla da stopajın yapılması gereken tarihtir.

 

Sosyal Güvenlik ve Personel İstihdamı İle İlgili Bazı Pratik Bilgiler

1. Personelin İşe Başlamadan Önce Vermesi Gerekli Belgeler
a) Noter veya muhtardan onaylı nüfus cüzdan sureti
b) Daha önce başka bir işyerinde çalışmış olanlardan sigorta sicil kartı
c) İkametgah ilmuhaberi
d) En son mezun olunan okulun diploma tasdikli sureti
e) Cumhuriyet Savcılığından alınan sabıkasızlık kaydı örneği
f) Sağlık raporu
g) Kan grubu kartı
h) Yeteri kadar (altı adet) fotoğraf
i) Acil durumlarda ulaşılacak telefon numaraları ve şahıs adları

Yukarıdaki belgeleri işyerinde açacağınız personel (özlük) dosyasında muhafaza ediniz. Yeni işe başlatacağınız personel, aynı yıl içinde ve başka bir işyerinde çalışmış ise, ücret bordrosunun bir örneğini isteyiniz ve kümülatif vergi matrahını dikkate alınız.

2. İş Kanununa Göre İş Sözleşmesi Düzenleyiniz
Düzenleyeceğiniz iş akdinde, çalışma saatleri, ücretli ve ücretsiz izin, ücret, fazla mesai, çalışma yaşı gibi hususlara İş Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olarak yer veriniz.

3. Personelin İşe Özürsüz Gelmemesi ve İş Akdinin Feshi
İş Kanununun 17/II/f maddesine göre, işverenden izin almaksızın veya haklı bir nedene dayanmaksızın 2 gün üst üste veya bir ay içinde 2 kez her hangi bir tatil gününden sonraki işgünü ya da bir ay içinde 3 işgünü devam etmemesi halinde işveren iş akdini her hangi bir bildirimde dahi bulunmadan feshedebilir.

4. İşin Durdurulması veya İşyerinin Kapatılması
İşveren, İş Kanununun 75/A ve B maddesine göre, işin durdurulması veya makina, tesisat ve tertibatın durdurulması veya işyerinin kapatılması sebebiyle işsiz kalan personele ücretlerini ödemeye veya ücretlerinde bir düşüklük olmamak üzere meslek ya da durumlarına göre başka bir iş vermeye mecburdur. İşlerine son verilen personel sayısı 10 ve daha fazla ise, işveren bu personelin isimlerini ve niteliklerini işten çıkarmadan en az bir ay önce İş ve İşçi Bulma Kurumuna İş Kanununun 24’üncü maddesi uyarınca bildirmek zorundadır.

5. İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları Primi
Sosyal Sigortalar Kanununun 73’üncü maddesine göre, iş kazası ve meslek hastalıkları primi, işyerinin SSK Prim Tarife Cetvelinde yer alan tehlike sınıfına göre, işçinin kazancının %1.5 ile %7’si arasında değişir ve tamamı işveren tarafından ödenir.

6. Özürlü İstihdam Edilmesi Yükümlülüğü
1475 Sayılı İş Kanunu (Md. 25) ve 572 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 4382 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca, işverenler 50 veya daha fazla işçi çalıştırdıkları işyerlerinde istihdam edilen daimi işçi sayısının %3’ü oranında özürlüyü ve ayrıca eski hükümlüyü meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun bir işte çalıştırmak zorundadır. 50 ve daha fazla işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığının tespitinde; daimi işçi sayısı dikkate alınır, geçici işçi sayısı dikkate alınmaz. Ancak, 1.1.2001 tarihinden itibaren mevsimlik, geçici işçiler, kampanya işçileri de çalıştırılan personel sayısında dikkate alınacaktır. Aynı işverenin aynı şehir sınırları içinde farklı işyerleri olması halinde sürekli çalışan sayısının tespitinde bu işyerlerindeki toplam sürekli çalışanlar dikkate alınır. Çalıştırılan işçi sayısına %3 oranının uygulanması sonucunda kesirli bir rakam bulunması halinde bu sayı en yakın olduğu tam sayı olarak dikkate alınır. Zorunlu oldukları sayıdan fazla özürlü ve eski hükümlü istihdam eden işverenlerin fazladan istihdam edilen özürlü ve hükümlülere ait ödemek zorunda oldukları SSK primi işveren payının %50’si Hazine tarafından karşılanır. Daimi işçi; İş Kanununa göre sürekli işte çalışan personeli ifade eder. Bu zorunluluğa uymamayanlara para cezası kesilir.

7. İşyeri Hekimi Bulundurma Yükümlülüğü
İşyeri hekimliği; işçi sağlığı, iş güvenliği, iş hijyeni ile ilgili her türlü koşulun incelenmesi ve tedbirin zamanında alınmasına yönelik iş sağlığı ve iş güvenliği amacı taşıyan bir zorunluluktur. 1475 Sayılı İş Kanununun 74’üncü maddesi uyarınca çıkarılan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü hükümlerine göre, sürekli olarak en az 50 işçi çalıştıran işyerlerinde SSK tarafından sağlanan tedavi hizmetleri dışında kalan işçilerin sağlık durumlarının denetlenmesi, ilk yardım, vb koruyucu sağlık hizmetleri ile acil tedaviler için en az bir (yeteri sayıda) hekim sağlanması, ilk yardım odası tahsis edilmesi ve bir hemşire veya bir sağlık memuru sağlanması ya da ilk yardım ve kurtarma kursu görmüş en az bir kişi çalıştırılması zorunludur. Hekim, hemşire veya sağlık memuru sağlanması istihdam ederek veya dışarıdan sözleşmeli olarak yapılabilir. Birden fazla işyeri sözkonusu yükümlülüğü birlikte yerine getirebilir.

8. Haklı nedenle işten çıkarma
İş güvencesi kapsamında, işverenler haklı ve geçerli bir neden olmaksızın ihbar ve kıdem tazminatlarını ödemek isteseler dahi iş sözleşmelerini feshedemezler.
Bununla birlikte, ekonomik nedenler, teknolojik yenilenme, yeniden yapılanma gibi gerekçeler işveren tarafından ispat edilmek suretiyle işletmeden, işyerinden ve işin gereklerinden kaynaklanan haklı ve geçerli neden oluşturabilir. Ekonomik nedenlerle işten çıkarmanın haklı görülebilmesi için; iş yerinde fazla mesai yapılmıyor olması, haftalık çalışma sürelerinin azaltılmış olması suretiyle işten çıkarmadan ekonomik sıkıntının aşılmaya çalışılmış olması gibi destek ve sipat unsuru uygulamalar gerekebilir.
Ayrıca; sigortalının davranışları, verimsizliği, mazeretsiz devamsızlığı, sağlık nedenleri, zorlayıcı nedenler, tutukluluk hali, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışları iş sözleşmesinin haklı fesih nedenlerini oluşturur.

9. Alt işveren/Taşeron
Alt işveren/taşeron, sigortalı çalıştırmaya başlamadan önce asıl işveren ile yapmış olduğu sözleşmeyi Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) ibraz ederek, mevzuattan doğan yükümlülüklerini, SGK’nca verilecek alt işveren numarası ile asıl işverenin dosyası üzerinden yerine getirir.Alt işveren adına işyeri dosyası açılmaz.

10. Değişiklikleri bildirim yükümlülüğü
İşyerinin bir başka vilayete nakli halinde işverenin nakil tarihinden itibaren 10 gün içinde, işyerinin başka bir işverene devredilmesi halinde, devralan işverenin devir tarihinden itibaren 10 gün içinde, işverenin ölümü ve işyerinin mirasçılara intikali halinde ise, mirasçıların; ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde işyeri bildirgesi vermeleri zorunludur.
İşyerinin aynı il sınırları içinde bir başka SGK Müdürlüğü görev yeri alanına taşınması halinde, eski ve yeni SGK Müdürlüğüne 10 gün içinde yazı ile bildirimde bulunulur, yeni işyeri sicil numarası alınır.
İşveren şirketin nev’i değiştirmesi, birleşmesi, bölünmesi veya diğer bir şirkete katılması halinde değişiklik 10 gün içinde yazı ile SGK Müdürlüğüne bildirilir. Keza, bir adi ortaklığa yeni ortak alınması veya mevcut ortağın ayrılması halinde de değişiklik 10 gün içinde yazı ile bildirilir.

11. İdari para cezaları
İşyeri bildirgesi sebebiyle uygulanan para cezaları için uygulanan para cezalarına SGK nezdinde itiraz süresi 15 gündür. Bu itiraz olumsuz cevaplanmışsa, dava açma süresi olumsuz cevabın tebliğ tarihinden itibaren 30 gündür.
İdari para cezalarının SGK’na 15 gün içinde itirazsız ödenmesi halinde, ceza %25 indirimli tahsil edilir.

12. Askerlik borçlanması
5510 SK Md. 42 uyarınca; Md. 4/a ve 4/b kapsamındaki sigortalılar; askerlik süreleri boyunca, borçlanmak suretiyle, uygulanacak %32 oranında primi tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödeyerek veya kısmi borçlanma imkanından yararlanarak sigortalı olmaya devam edebilmektedir.

13. İşsizlik Ödeneği
4447 SK’na göre; işsizlik sigortasından yararlanma yükümlülüklerini yerine getirenlere verilecek işsizlik sigortası ödeneği; son dört aylık prime esas kazançlar üzerinden hesaplanan günlük ortalama brüt kazancın %40’ı olarak ödenir. Bu tutar; 16 yaşından büyük sigortalılara ödenen asgari ücretin brüt tutarının %80’ini aşamaz. İlk işsizlik ödeneği; ödeneğe hak kazanılan tarihi izleyen ayın sonuna kadar yapılır. Ölüm nedeniyle ortaya çıkan fazla işsizlik ödeneği kısmı iade edilmez.

14. Prime Esas Kazancın Hesaplanması
5510 SK Md. 4/a Uyarınca Bağımlı Çalışanlar İçin Prim Matrahı (Önceki Uygulamada SSK’lılar)
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4/a maddesinde; eskiden bordro kapsamında sigortalı olanlar/bağımlı çalışanlar; hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan sigortalılar olarak düzenlenmiştir.
4857 SK Md. 32’ye göre; ücret bir kimseye iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Ücret engeç ayda bir ödenir.

Mezkur Kanunun 80’inci maddesine göre; hizmet akdine istinaden çalışan sigortalıların prime esas kazançlarının hesaplanmasında (prim matrahının tespitinde); hak edilen ücrete (hafta tatili ücreti, bayram tatili ücreti, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, istirahat ve izinliyken ödenen ücret dahil) ilave olarak ödenen prim, ikramiye, yardım gibi istihkakın brüt tutarı esas alınır. Ücretler hak edildikleri ayda prime tabi tutulur.
Prensip olarak sigortalıya yapılan gıda, kömür yardımı gibi ayni (nakit harici) yardımlar sigorta primine tabi değildir, ancak ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi yardımlar sigorta primine tabidir.

Ayrıca, 5510 sayılı Kanun dışındaki diğer kanunlarda yer alan sigorta primi istisna ve muafiyet hükümleri uygulanmaz.

Primlerin hesaplanmasına esas alınacak kazanç (prim matrahı) sigortalının bir ay için prime esas tutulan kazancının otuzda biridir.

Belirli bir ücrete dayanmayan, ancak, komisyon, prim, kara katılma gibi belirsiz ücrete dayanan iş akdi için prim hesaplanmasında; günlük kazanç olarak 5510 SK md. 82 uyarınca alt/taban sınır dikkate alınır. Ücretin belli ve belirsiz kısımlardan oluşması halinde ise, prime tabi günlük kazanç bunların toplamından oluşur.

Part-time/kısmi süreli istihdam halinde, çalışma ücreti saatlik olarak belirlenir. Bu durumda, aylık saat toplamı karşılığı ödeme prime esas kazançtır. Bu suretle yapılan hesaplamalarda, gün kesirleri bir gün sayılır.

Birden fazla işveren tarafından istihdam edilen sigortalıların prim matrahları, her bir işverenden elde ettiği aylık ve günlük kazanç tutarları ayrı ayrı dikkate alınarak hesaplanır.

Keza; sigortalıya yapılan ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı/iş sonu tazminatı, keşif ücreti, ihbar tazminatı kasa tazminatı gibi ödemeler de prensip olarak sigorta primine tabi değildir. İş akdine istinaden sigortalıya geçici bir görevle başka bir yere gönderilmesi veya görev yerinin değiştirilmesi sebebiyle, Harcırah Kanunu Md. 3’teki görev yolluğu tanımı kapsamına giren nitelikte ödenen; yol masrafı, gündelik, aile masrafı ve yer değiştirme masrafı, iş akdinin feshi veya çeşitli nedenlerle işten ayrılan sigortalıya bir defaya mahsus ödenen kıdem tazminatları, işten çıkarma bildirim süresine uyulmaması sebebiyle sigortalıya ödenen ihbar tazminatı sigorta primine tabi değildir.

15. Prim, ikramiye vb ödemeler
Prim ve ikramiye gibi ek ücret niteliğindeki diğer ödemeler ise, ödendikleri ayda prime tabi tutulur (prim matrahına ilave edilir). Ancak, ek ücret niteliğindeki ödemelerin yapıldığı ayda sigorta prim tavanının aşılması sözkonusu ise, ek ödemelerin prim tavanını aşan kısmı; ek ödemenin yapıldığı ayı izleyen aydan başlayarak iki ayı geçmemek üzere, üst sınırın altında kalan izleyen ayların prime tabi kazançlarına ilave edilmek suretiyle prime tabi tutulur.

16. Yemek yardımı
Nakdi olarak yapılan yemek yardımının; günlük asgari ücretin % 6’sını aşmayan kısmının bir ayda yemek verilecek gün sayısı ile çarpımı ile hesaplanan yemek yardımı tutarı prime tabi olmayıp, bu tutarı aşan kısım prime tabidir. Bu tutar; 2009 yılı ilk yarısı için 1.33 TL/gün, yılın ikinci yarısı için ise, 1.39 TL gün olarak hesaplanmıştır.
Sigortalılara işyerinde veya müştemilatında işveren tarafından yemek verilmesi sigorta primine tabi değildir.
İşyerinde veya işyeri dışında sigortalılara yemek verilmesi ve yemek bedellerinin işveren tarafından fatura mukabili yemek şirketine ödenmesi veya sigortalılara yemek kuponu verilmesi işlemleri sigorta primine tabi değildir.

17. Çocuk zammı
Sigortalı olmayan, evli olmayan ve 18 yaşını doldurmamış (aday çırak, çırak, stajyer olan çocuklar için 20 yaşını, yüksek öğrenim gören çocuklar için 25 yaşını, malül olan çocuklar için yaş haddi aranmaz) en fazla iki çocuk için; ödenen aylık asgari ücretin %2’si tutarındaki çocuk zammı sigorta primine tabi tutulmaz. Bu istisna tutarı her bir çocuk için; 2009 yılı ilk yarısı için 13.32 TL/ay, yılın ikinci yarısı için ise, 13.86 TL gün olarak hesaplanmıştır.

18. Aile zammı
Eşin çalışmaması veya Kurumdan gelir veya aylık almaması şartıyla; aylık asgari ücretin %10’u tutarındaki aile xammı/yardımı sigorta primine tabi tutulmaz. Bu istisna tutarı; 2009 yılı ilk yarısı için 66.60 TL/ay, yılın ikinci yarısı için ise, 69.30 TL/ay olarak hesaplanmıştır.

19. Özel sağlık sigortası ve/veya bireysel emeklilik primleri
İşveren tarafından, özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin %30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ile bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca (prim matrahına) dahil edilmez. Bu istisna tutarı; 2009 yılı ilk yarısı için 199.80 TL/ay, yılın ikinci yarısı için ise, 207.90 TL/ay olarak hesaplanmıştır.

20. 5510 SK Md. 4/b Uyarınca Bağımsız Çalışanlar İçin Prim Matrahı (Önceki Uygulamada Bağ-Kur’lular)
5510 SK ile kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanların sigortalı olmaları ve prime esas kazançlarının tespitinde beyan esası getirilmiştir. Buna göre; 5510 SK’nun yürürlüğe girmesinden önceki uygulamada Bağ-Kur’lu olanlar; sigorta prim taban ve tavanı arasında kalmak kaydı ile günlük kazançlarını kendileri beyan edeceklerdir. Birden fazla işyeri ortağı olanlar için tek beyan yeterli olacaktır. Prim matrahı beyanında bulunmayan veya ilgili aya ait primini ödemeyen sigortalılar için asgari ücret üzerinden re’sen prim tahakkuku yapılacaktır.
5510 SK Md. 4/b kapsamındaki sigortalı işveren ise, işyerinde en yüksek ücret ödenen sigortalının prim matrahı emsal alınacak ve beyan edeceği prim matrahı bu tutardan aşağı olamayacaktır. Aksine bir tespit yapılması halinde, aradaki fark gecikme zammı ile birlikte geri alınacaktır.

 

Bağış Ve Yardımların Vergisel Sonuçları

I- KURUMLAR VERGİSİ MÜKELLEFLERİ TARAFINDAN BEYANNAME ÜZERİNDEN İNDİRİM KONUSU YAPILABİLECEK BAĞIŞ VE YARDIMLAR

A-Beyanname Üzerinden Belirli Bir Hadle Sınırlı Olarak İndirilebilecek Bağış Ve Yardımlar:
- Genel ve Özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine,belediyelere ve köylere, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımların toplamının o yıla ait kurum kazancının % 5’ine kadar olan kısmının beyan edilecek kurumlar vergisi matrahının tespitinde beyanname üzerinden indirimi mümkündür.

B-Beyanname Üzerinden Tamamı İndirim Olarak Dikkate Alınabilecek Bağış ve Yardımlar:
- Yukarıdaki A Bölümünde sayılan kurum ve kuruluşlara bağışlanan okul, sağlık tesisi, 100 yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde 50 yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi ve bakım ve rehabilitasyon merkezi inşaası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan hertürlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdi ve ayni bağış ve yardımların tamamı,
- Genel ve Özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri,belediyeler ve köyler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan veya Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen ya da desteklenmesi uygun görülen;

i) Kültür ve sanat faaliyetlerine ilişkin ticari olmayan ulusal veya uluslararası organizasyonların gerçekleştirilmesine,

ii) Ülkemizin uygarlık birikiminin kültürü, sanatı, tarihi, edebiyatı, mimarisi ve somut olmayan kültürel mirası ile ilgili veya ülke tanıtımına yönelik kitap, katalog, broşür, film, kaset, CD ve DVD gibi manyetik, elektronik ve bilişim teknolojisi yoluyla üretilenler de dahil olmak üzere görsel, işitsel veya basılı materyallerin hazırlanması, bunlarla ilgili derleme ve araştırmaların yayınlanması, yurt içinde ve yurt dışında dağıtımı ve tanıtımının sağlanmasına,

iii) Yazma ve nadir eserlerin korunması ve elektronik ortama aktarılması ile bu eserlerin Kültür ve Turizm Bakanlığı koleksiyonuna kazandırılmasına,

iv) 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki taşınmaz kültür varlıklarının bakımı, onarımı, yaşatılması, rölöve, restorasyon, restitüsyon projeleri yapılması ve nakil işlerine,

v) Kurtarma kazıları, bilimsel kazı çalışmaları ve yüzey araştırmalarına,

vi) Yurt dışındaki taşınmaz Türk kültür varlıklarının yerinde korunması veya ülkemize ait kültür varlıklarının Türkiye'ye getirtilmesi çalışmalarına,

vii)Kültür envanterinin oluşturulması çalışmalarına,

viii) 2863 sayılı Kanun kapsamındaki taşınır kültür varlıkları ile güzel sanatlar, çağdaş ve geleneksel el sanatları alanlarındaki ürün ve eserlerin Kültür ve Turizm Bakanlığı koleksiyonuna kazandırılması ve güvenliklerinin sağlanmasına,

ix) Somut olmayan kültürel miras, güzel sanatlar, sinema, çağdaş ve geleneksel el sanatları alanlarındaki üretim ve etkinlikler ile bu alanlarda araştırma, eğitim veya uygulama merkezleri, atölye, stüdyo ve film platosu kurulması, bakım ve onarımı, her türlü araç ve teçhizatın tedariki ile film yapımına,

x) Kütüphane, müze, sanat galerisi ve kültür merkezi ile sinema, tiyatro, opera, bale ve konser gibi kültürel ve sanatsal etkinliklerin sergilendiği tesislerin yapımı, onarımı veya modernizasyon çalışmalarına,

ilişkin harcamalar ile makbuz karşılığı yapılan bağış ve yardımların tamamı. Ayrıca, 5904 Sayılı Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanununa ilave edilen Md.10/1/f uyarınca; Kızılay'a makbuz mukabili yapılan nakdi bağış ve yardımların tamamı, ayni bağış ve yardımların ise, %5'lik sınırlamaya tabi olan kısmı beyanname üzerinden indirim konusu yapılabilecektir.

II- KURUMLAR VERGİSİ MÜKELLEFLERİ TARAFINDAN GİDER OLARAK DİKKATE ALINABİLECEK BAĞIŞ VE YARDIMLAR

Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedelinin tamamın Gelir Vergisi Kanununun 40/10’uncu maddesi kapsamında ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkündür. Kurumlar Vergisi mükelleflerinin sözkonusu bağış ve yardımları beyannameleri üzerinden indirim imkanı bulunmamaktadır.

III- ÖZEL KANUNLARI GEREĞİ GİDER YAZILABİLECEK BAĞIŞ VE YARDIMLAR

Bağış ve yardımlar için yapılan harcamaların gider kabulüne ilişkin bazı özel kanunlarda da düzenlemeler yer almaktadır. Aşağıdaki tabloda bu yasalara ve bağış ve yardım yapılabilecek kurum ve kuruluşlara yer verilmiştir:

Sırasıyla; Yasa Numarası, Madde Numarası ve Bağış Yapılabilecek Kurum ve Kuruluşlar:

2876 SK Md. 101, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu

3294 SK Md. 9, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu ve Vakıfları

2547 SK Md. 56, Üniversiteler ve İleri Teknoloji Enstitüleri

278 SK Md. 13, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu

3388 SK Md. 3, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı

2828 SK Md. 20/b, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile Kuruluşlarına

7269 SK Md. 44,45, Umumi Hayata Müessir Afet Felaketzedeleri için; Milli ve Mahalli Yardım Komitelerine

222 SK Md. 76, İlköğretim Kurumları

4122 SK Md. 12, Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik Kanunu Çerçevesinde Yapılan Harcamalar

4306 SK Md. 7/1, Sekiz Yıllık Kesintisiz Eğitim İçin Eğitim Kurumlarına

2955 SK Md. 46/b, Gülhane Askeri Tıp Akademisine

Özel kanunlarında hüküm bulunan yukarıdaki kurum ve kuruluşlara yapılan bağış ve yardımlar için KVK’nun 10’uncu maddesinde öngörülen sınırlamalar (%5 gibi) geçerli değildir. Bu nedenle yapılan bağış ve yardımların tamamı kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilir.

IV- BAĞIŞ VE YARDIMLARLA İLGİLİ DİĞER HUSUSLAR

- Bağış ve yardımın nakden yapılmaması halinde bağışlanan veya yardımın konusunu teşkil eden mal veya hakkın maliyet bedeli veya mukayyet değeri, bu değer mevcut değilse Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca takdir komisyonunca tespit edilecek değeri esas alınır.

- Beyanname üzerinden bağış ve yardım indirimi ancak kazanç bulunması halinde mümkündür. Dönem karının çıkması ancak geçmiş dönem zararının da bulunması halinde devreden zararın mahsubundan sonra kalan tutara bağış ve yardım indirimi uygulanabilecektir.

- Kurum kazancının tespiti sırasında esas alınacak bağış ve yardım üst sınırının (%5) hesaplanmasında esas alınacak kurum kazancı, zarar mahsubu dahil giderler düşüldükten, iştirak kazançları hariç indirim ve istisnalar düşülmeden önceki tutarı ifade etmektedir.

- Beyan edilen kurum kazancından beyanname üzerinden yapılabilecek bağış ve yardım indiriminde, 5520 sayılı yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10’uncu maddesi bir sıralama öngörmüştür. Bu sıralama uyarınca kurumlar vergisi mükellefleri öncelikli olarak 5520 sayılı kanunun 10’uncu maddesinin a ve b bentlerinde yer alan ar-ge harcamalarının ve sponsorluk harcamalarının indirimini yapacak, daha sonra ortada kurumlar vergisi matrahı kalmışsa kurum kazancının % 5’i ile sınırlı bağış ve yardımları, tamamı indirim konusu yapılabilecek bağış ve yardımlardan önce indiriceklerdir.

V- BAĞIŞ VE YARDIMLARIN KDV KARŞISINDAKİ DURUMU

KDVK’nın 1’inci maddesi uyarınca Türkiye'de; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisinin konusuna girmektedir. Bu teslim ve hizmetlerin bedelsiz olmasının, katma değer vergisinin konusunu belirleme açısından bir önemi bulunmamaktadır. Bedelsiz olarak yapılan mal teslimi ve hizmet ifalarında katma değer vergisi matrahı bu mal ve hizmetlerin emsal bedeli olmaktadır.

Ancak, KDVK’nın 17/2-b maddesine göre;
"Üniversite ve yüksekokullar ile 8.6.1965 tarihli ve 625 sayılı Kanun hükümlerine tâbi özel okullar tarafından ilgili dönemdeki kapasitelerinin %10'unu geçmemek üzere verilen bedelsiz eğitim ve öğretim hizmetleri, kanunların gösterdiği gerek üzerine bedelsiz olarak yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları, birinci fıkrada sayılan kurum ve kuruluşlara bedelsiz olarak yapılan her türlü mal teslimi ve hizmet ifaları ile fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin teslimi,"
katma değer vergisinden istisna edilmiştir.

KDVK’nın 17’inci maddesinde düzenlenen istisnalar, kısmi istisnalardır. Bir işlemin, kısmi istisna olarak katma değer vergisinden istisna edilmesi, KDVK’nın 30/a maddesi uyarınca istisnaya konu işlem ile ilgili yüklenilen kama değer vergisinin indirim imkanını da ortadan kaldırmaktadır.

Bağışlamaya konu kıymet ayni bir nitelik gösteriyorsa, kıymetin satın alınması, imali veya inşası dolayısıyla yüklenilen ve daha önceki dönemlerde indirim konusu yapılan katma değer vergisi tutarları, indirim katma değer vergisi tutarları içerisinden çıkarılacaktır. İndirimi mümkün bulunmayan bu katma değer vergisi tutarları, bağışlanan iktisadi kıymetin maliyeti içinde değerlendirilerek mükellefler tarafından duruma göre, beyanname üzerinden düşülebilecek veya gider olarak dikkate alınacak bağış ve yardım tutarına dahil edilecektir.

 

Damga Vergisi Yükümlülüğü

DVK Md.1 uyarınca; yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen işaret koymak suretiyle düzenlenen herhangibir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler damga vergisine tabidir.

Damga vergisi tahakkuku tahsile bağlı bir vergi türüdür.

Kanuna ekli 1 Sayılı Tablodaki kağıtlar ibraz edilebilecekleri bir duruma geldikleri diğer bir ifade ile tedavül etmeye başladıkları anda vergiyi doğuran olay vukubulur. Sözkonusu belgelerin VUK’nun 227’nci maddesi uyarınca tevsik edici belge olarak kayıtlarda yer alması halinde vergiyi doğuran olayın vukubulduğunun kabulü gerekir.

DVK Md. 3 ve 24 uyarınca; Damga Vergisinin yükümlüsü; düzenlenen kağıtları imza edenlerdir ve bunlar vergi ve cezalardan dolayı müteselsil olarak sorumludurlar.

DVK Md 4 uyarınca; imzalanan kağıdın birbaşka kağıda atıf yapması halinde yollama yapılan kağıdın niteliğine gore ayrıca damga vergisi alınır veya alınmaz. Örneğin; İhaleyi yapan İdare ile müteaahhit arasında szöleşme olması ve müteahhit ile taşeron arasında bu söleşmeye atıfta bulunulması durumunda; herbir sözleşme ayrı ayrı damga vergisine tabidir. Zira, bir sözleşme diğer sözleşmenin yerini alamaz.

DVK Md. 5 uyarınca; Damga Vergisine tabi kağıdın birden fazla nüsha (birbiriyle aynı olan ve eşit hukuki gücü bulunan örnekler) olarak düzenlenmesi halinde her bir nüsha (örnek) ayrı ayrı damga vergisine tabidir. Örneğin; bir kağıdın birden fazla sayıda düzenlenmesi ve her örneğin ayrı ayrı imzalanması veya karbon kağıdı konularak düzenlenip imzalanması gibi.

Suretler (fotokopi, aslı gibidir vb) ise, bir durumu kanıtlamak için kullanılmaz. Suretler, I sayılı Tablonun 4’üncü maddesine gore maktu damga vergisine tabidir.

DVK Md. 6 uyarınca; tek bir kağıtta birden fazla işlem veya sözleşme bulunuyorsa, sözkonusu işlem veya sözleşmeler birbirine bağlı ve aynı asıldan doğmadıkları, nedenleri tereddütsüz aynı olmadığı sürece her bir sözleşme veya işlem aynı kağıt üzerinde dahi olsa ayrı ayrı Damga Vergisine tabidir. Örneğin; aynı kağıtta veya sözleşmede kefil imzası bulunması halinde kefalet ayrıca damga vergisine tabidir. Yanları aynı olan, birbirine bağlı ve aynı asıldan doğan sözleşmelerin damga vergisi; en yüksek vergi alınmasını gerektiren sözleşme veya işlem üzerinden alınır.

Bu durumda; bir işin yapılması için sözleşme imzalanması, sözkonusu sözleşmeye gore belli bir miktarda avans ödemesinin zorunlu olması, avanstan bakiye kalan kısım için senet düzenlenmesi; senetler ile senet bordrosunun sözleşmenin ayrılmaz parçası olması halinde; aynı konu üzerinden 3 kez damga vergisi yükümlülüğü doğmaktadır ki bu durum; verginin mükerrerliği ile sonuçlanmaktadır.

Kağıdın yabancı para içermesi halinde, yabancı para kağıdın düzenlendiği tarihteki TCMB döviz satış kuru üzerinden TL’na çevirilerek damga vergisi hesaplanır.

Damga vergisine tabi bir sözleşmenin devri halinde, DVK Md.14/2 uyarınca; devir işlemi ¼ oranında damga vergisine tabidir.

DVK Md. 16 uyarınca; damga vergisi esas olarak pul yapıştırma ve usulüne gore pulları iptal etmek suretiyle ödenir. Hangi ödeme yükümlülüğüne tabi olursa olsun, bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olan mükellef veya sorumlulara ceza kesilmeden once; yükümlülüğün pul yapıştırma suretiyle yerine getirilip getirilmediğine bakılır. Diğer bir ifade ile diğer ödeme şekillerine tabi bir mükellef pul yapıştırma suretiyle ödeme yapabilir.

DVK Md. 17 uyarınca; ulaştırma ile ilgili kağıtların (konişmento, manifesyo , taşıma senedi vb) ile elektrik, havagazı, telefon, su abonman szöleşmeleri ile Maliye Bakanlığından özel izin almak suretiyle işlem yapanların damga vergisi basılı damga konulması suretiyle ödenir.
Basılı damga konulması; kağıdın tabi olduğu damga vergisinin peşin olarak Darphane ve Damga Matbaasınca veya vergi dairesince tahsil edilmesi karşılığında kağıt üzerine damga veya tahsil şerhi konulmasıdır. Bu ödeme türünde ödeme peşin olarak yapıldığından damga vergisi %5 eksiği ile tahsil edilir.

DVK Md. 18 uyarınca; Bankalar, anonim şirketler ve kurumlar vergisi mükellefleri ile 12 Seri Numaralı DV Genel Tebliğinde sayılanlar damga vergisi yükümlülüklerini makbuz vermek suretiyle ödeyebilirler. Anonim şirketler için bu ödeme türü zorunludur, diğerleri için ihtiyaridir.
Sürekli olarak damga vergisinin makbuz mukabili ödenmek istenmesi durumunda; damga vergisi defterinin notere tasdik ettirilmiş olması, bağlı olunan vergi dairesi nezdinde sürekli damga vergisi yükümlülüğü tesis ettirilmiş olması zorunludur. Mükellefler bir ay içindeki damga vergisine tabi işlemlerini izleyen ayın 20’nci günü mesai bitimine kadar damga vergisi beyannamesi ile beyan ederler ve öderler. Bir ay içinde damga vergisine tabi işlem olmaması halinde, boş beyanname veya dilekçe vermek zorunludur.
Makbuz mukabili ödemede; kağıdın üzerine; “ Damga Vergisi Defterine ….. sıra no ile kaydedilen ….. liralık damga vergisi tarafımızdan makbuz kaşılığı ödenecektir” şerhi verilmek ve şirket yetkililerine imzalatılmaz zorundadır. Sürekli yükümlülüklerde damga vergisi defteri kullanmamak dönem damga vergisi matrahının re’sen takdirini gerektirir.
Konu ile ilgili detay açıklamalar, 12, 20, 32 ve 33 Seri No’lu Damga Vergisi Genel Tebliğlerinde yer almaktadır.

Arızi işlemlerden (sermaye artırımı vb) doğan süreksiz damga vergilerinin makbuz mukabili ödenmesi ve bu konuda Maliye Bakanlığından izin alınmış olması halinde, kağıdın düzenlendiği günü izleyen yedi gün içinde damga vergisi vergi dairesine ödenir.
Sürekli olmayan yükümlülüklerde, uygulamad, muhtasar beyanname damga vergisi yükümlülüklerini yerine getirilmesi için kullanılmakla birlikte, bu uygulamanın hukuki alt yapısı buylunmamaktadır.

VUK’nun 11’nci, DVK’nun 19’uncu ve 23’üncü maddeleri uyarınca; damga vergisi yükümlülüğü; istihkaktan (ücret vb ödemeler, müteahhit ve diğer kişi avansları gibi) kesinti suretiyle ödenir. Kesilen damga vergileri izleyen ay muhtasar beyanname ile beyan edilerek ödenir. Gelir veya kurumlar vergisi kesintisi yapılmasını gerektirir bir ödeme olmadığı halde, damga vergisi kesintisi yapılmasını gerektirir bir işlem varsa, muhtasar beyanname verilmek ve damga vergisi beyan edilip ödenmek zorundadır. Mükellef/sorumlu üç aylık muhtasar beyanname verme hakkına sahipse, damga vergisi kesintileri de üç aylık dönemler halinde beyan edilir.

Damga vergilerini makbuz mukabili ve/veya istihkaktan kesinti suretiyle ödeyecek olan mükellefler damga vergisi tasdik ettirip kullanmak zorundadır.

Kambiyo senetleri ile diğer senetlerin damga vergisi makbuz mukabili ödenebilir.

Müstekar hale gelmiş yargı kararlarına gore;
Taraflar arasında sipariş ve siparişi kabul mektubu gönderilmesi suretiyle yapılan yazışmalarda belli tutarı içeren sözleşme imzalanmış sayılır ve damga vergisi uygulanır.

Bina yapımı konusunda alınan ve belli tutarı kapsayan öneri mektubunun Kabul açıklaması ile imzalanması halinde sözleşme imzalanmış sayılır ve damga vergisi uygulanır.

Bir ay içinde ücretlilere yapılan avans ödemeleri aynı ay için yapılan avanstan mahsup edilip, ücretin damga vergisinin ödenmiş olması halinde, avans işleminden damga vergisi kesintisi yapılmamaış olması halinde vergi ziyaı doğmaz.

 

Özel Maliyet Bedeli ve İtfa Edilmesi

Özel maliyet bedeli nedir?
Vergi Usul Kanunu (VUK)’nun 272’nci maddesi hükmü uyarınca, kiralanmış veya işletme hakkı verilmiş olan gayrimenkullerin (taşıt aracı, gemi, fabrika, elektrik üretim ve dağıtım tesisleri dahil), kiracı tarafından yapılan normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında, gayrimenkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak amacıyla yapılan modernizasyon, tesisat, tertibat ekleme, değiştirme, yenileme gibi kapasite ve ekonomik ömrü artırıcı giderler, kiraya veren tarafından gayrımenkulün maliyet bedeline eklenir. Kiracı tarafından yapılmış söz konusu giderler ise, kiracı tarafından özel maliyet bedeli olarak dikkate alınır.
VUK’na göre yapılan harcamaların özel maliyet olarak kabul edilebilmesi için;
1) Öncelikle bir gayrimenkulün kiralanmış/işletme hakkının alınmış bulunması,
2) Yapılan giderlerin kiralanan gayrimenkulün değerini artırması, gayrımenkulü genişletmesi, modernize etmesi ya da kiracının faaliyetini yürütebilmesi için oluşturulan bir tesisat şeklinde olması,
3) Giderin bizzat kiracı tarafından yapılması,
zorunludur.

Finansal kiralama işlemleri için özel maliyet bedeli uygulanmaz, VUK’nun mükerrer 290’ncı maddesi hükmü uygulanır.
Normal bakım, tamir, temizlik gibi giderler ile değer artırıcı nitelikteki giderlerin birlikte yapılması halinde, alınan faturalarda ayrı ayrı gösterilmesi, dolayısıyla da mutad giderlerin doğrudan gider yazılması, özel maliyetlerin ise, aktifleştirilerek itfa edilmesi gerekir.

Özel maliyet bedeli nasıl itfa edilir?
VUK’nun 327’nci maddesi uyarınca, gayrimenkullerin vb tesislerin iktisadi kıymetlerini artıran özel maliyet bedelleri, kiracı tarafından kira süresine göre eşit yüzdelerle itfa edilir, (amortismana tabi tutulur). Hızlandırılmış amortisman metodu uygulanamaz.
VUK’nun 313’üncü maddesi uyarınca, 2006 yılı için bedeli 520.-YTL’yi geçmeyen amortismana tabi iktisadi kıymetler için amortisman ayrılması ihtiyaridir. Değeri bu tutara kadar olan kıymetler, doğrudan gider yazılabilir. Sözkonusu kanuni seçimlik hak, özel maliyet bedellerinin itfa edilmek suretiyle amortismana tabi tutulması konusunda da kullanılabilir.

VUK’nun 327’nci maddesine göre, kira veya işletme hakkı süresi dolmadan, kiralanan veya işletme hakkı devralınan gayrımenkulün tahliyesi/boşaltılması veya sözleşmenin sona ermesi durumunda, henüz itfa edilmemiş olan özel maliyet bedelleri bakiyesinin tamamı gider yazılır.

Özel maliyet bedellerinin itfa süresinin hesaplanması
Kiralanan gayrimenkullerde, kiracı tarafından gayrimenkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini artırmak, kiracının faaliyetini icra için ihtiyaç duyduğu tesisatı yaptırmak amacıyla yapılan giderlerin, özel maliyet bedeli olarak aktifleştirilmesi (264 Nolu Hesap) ve kira süresi ile orantılı olarak eşit tutarlar halinde itfa edilmesi gerekmektedir.
VUK’nun 327’nci maddesinde itfa süresi, kira süresidir.

333 Sıra Numaralı VUK Genel Tebliği’nde amortisman süresi iktisadi kıymetin faydalı ömrüne endekslenmiştir. Kiralama işleminde faydalı ömür ise, kira sözleşmesinin bitiş tarihine kadar geçen süredir. Kira süresi veya faydalı ömür belli değilse, genel hükümlere göre özel maliyet bedelleri 5 yılda ve %20 oranında itfa edilir.

I Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne (Tek Düzen Hesap Planına ) göre ise, kira süresi 5 yıldan fazla ise, özel maliyet bedellerinin itfasında 5 yıllık süre dikkate alınır, yani özel maliyet 5 yıl içinde itfa edilir. Ancak, özel maliyet bedeli itfa süresini, sözleşme süresi 5 yıldan fazla olan durumlar için 5 yıl ile sınırlayan sözkonusu tebliğ, VUK’na aykırıdır ve dikkate alınmaması gerekir.

Özel maliyet bedelinin aktifleştirildiği dönemde itfa süresini hesaplarken, kira sözleşmesinde yazılı olan süre mi, yoksa sözleşmenin kalan süresi mi dikkate alınmalıdır? Sözleşmenin kalan süresi, kiracı için özel maliyet giderinin faydalı ömürüdür. Ne var ki bu husus mevzuatta ve uygulamada netlik kazanmamıştır. Mevcut sözleşmenin muvazaadan ari biçimde, bir veya birden fazla kere uzatılması veya yenilenmesi ya da uzatmanın muhtemel olması hallerinde de itfa süresinin, hangi süre olarak dikkate alınması gerektiği hususu uygulamada tartışma yaratmaktadır.

İtfa süresinin hesaplanmasına dair örnekler
İtfa süresinin hesaplanması, itfa oranını belirlediğinden; vergilendirmede dönemsellik ve tahakkuk ilkelerini doğrudan ilgilendirmektedir. Bu nedenle, vergi ziyaına sebebiyet vermemek için üzerinde hassasiyetle durulması gerekir. Uygulamada tartışma yaratan hususlar, aşağıda örnekler ile açıklanmaya çalışılmaktadır:

1) Sözleşmedeki kira süresi 10 yıl olan bir gayrımenkul için, 8’inci yılda yapılan özel maliyet bedellerinin itfa süresi nedir? Sözleşmede yazılı olan süre, yani 10 yıl mıdır? Özel maliyet bedelinin faydalı ömrü yani kalan 3 yıllık sözleşme süresi midir? Sözleşmede yazılı kira süresinin işlemiş olmasından ve değişip belirsiz hale gelmesinden dolayı 5 yıl mıdır? Kanaatimizce, doğru olan ve dikkate alınması gereken süre; faydalı ömür, yani özel maliyet bedeli olan harcamanın yapıldığı tarihte sözleşmenin kalan süresidir. Uygulamada, belirsizlik durumu olmasından ötürü 5 yıllık sürenin dikkate alındığı da görülmektedir.

2) 10’uncu yıl içinde, yukarıdaki örnekteki sözleşme 4 yıl daha uzatıldığında/yenilendiğinde ne olacaktır? Önceden kesin olarak bilinemeyen veya sonradan ortaya çıkan durum geçmişte yapılmış olan uygulamayı etkilemez. Bu durumda, uzatma veya yenileme dönemi içinde yapılmış olan özel maliyet bedelleri uzatma veya yenileme sözleşmesinin süresine, yani 4 yıllık (48 ay) süreye göre itfa edilmelidir.

3) Sözleşmenin bitiminden itibaren yıllık olarak uzatıma tabi tutulması halinde ne olacaktır? Uzatma dönemlerinde yapılan özel maliyet bedellerinin itfa süresi ne olacaktır? Bu durumda, yıllık uzatımların devam edip etmeyeceği, edecekse hangi yıla kadar devam edeceği bilinmediğinden, belirsiz olduğundan özel maliyet bedeli itfa süresinin 5 yıl olarak dikkate alınması ve %20 oranında itfa edilmesi gerekir. Tahliye halinde, itfa edilmemiş, bakiye özel maliyet bedellerinin defaten gider yazılacağı tabiidir.

4) Sözleşmede yazılı sürenin beş yıldan az olması, ancak sonradan sözleşme uzatımının ya da yenilenmesinin muhtemel veya belirsiz olduğu durumlarda, özel maliyet bedeli itfa süresinin 5 yıl olarak dikkate alınması ve %20 oranında itfa edilmesi gerekir.

5) Sözleşmede yazılı sürenin beş yıldan az olması ve sonradan sözleşme uzatımının ya da yenilenmesinin düşünülmediği veya mümkün olmadığı durumlarda, özel maliyet bedeli itfa süresi, sözleşmede yazılı süredir.

6) Belirsizlik ve tereddütlü olan bir durum sözkonusu olduğunda, özel maliyet bedeli itfa süresinin 5 yıl olarak dikkate alınması ve %20 oranında itfa edilmesi daha doğru olur.

Özellikli bazı durumlar
Kira sözleşmesinde, kira süresi sonunda kiracı tarafından yenilenmesi gereken iktisadi kıymetler varsa, bu kıymetlerin kira süresi içinde veya sonunda kiracı tarafından yenilenmesi halinde, değer artırıcı kıymetlerin özel maliyet bedeli olarak dikkate alınması ve terk tarihinde itfa edilmemiş kısmın tamamının gider olarak dikkate alınması gerekir.

VUK’nun 272’nci maddesine göre, özel maliyet bedelleri kiracı tarafından yapılıp, sözleşme süresine göre itfa edildiğinden, kiraya veren tarafından yapılmış bir harcama da söz konusu olmadığından dolayı; sözleşme süresi sonunda, kiraya verene devredilmiş sayılır. Diğer bir ifade ile kiracı tarafından, sözleşme sonunda kiraya verene terk edilmiş olan değer artırıcı tesisat ve tertibat kiraya veren için hem maliyet hem gelir kalemidir. Bu durumda, karşılıklı faturalaşma gerekebilir. Kiracının yaptığı değer artırıcı özel maliyet bedelleri ile meydana getirdiği tesisat ve tertibattan mal sahibine terk ettiklerini mal sahibine emsal bedel ile fatura etmesi, mal sahibinin de fatura tutarını gayrımenkulün maliyetine ilave etmesi, ancak, kendisi tarafından ödenmiş bir bedel olmamasından dolayı da aynı tutarı kiralayana fatura edip, gelir olarak dikkate alması yerinde bir uygulama olur.

Kiraya veren, gerçek kişi ise, özel maliyet bedeli ile meydana getirilip de mal sahibine terk edilen tesisat ve tertibat sözleşme sonunda gayrımenkul sermaye iradı (kira geliri) olarak dikkate alınmalı ve kira süresi sonunda devredilen bu değerler, emsal bedel üzerinden gelir vergisi tevkifatına tabi tutulmalıdır.

Yapılacak iç dekorasyon bölmeleri, klima ve kat kaloriferinin tamamlanması karşılığında belli bir süre ile ofis olarak kiralanan gayrimenkul için, iktisadi kıymeti artırıcı nitelikteki söz konusu harcamalar özel maliyet bedelidir. Özel maliyet bedelinin kiracı tarafından kayıtlara alındığı tarih ise, kiranın; ayni olarak peşin ödendiği tarihtir. Dolayısıyla, mal sahibi tüzel kişi ise, peşin ödeme tarihinde peşin kira bedelini fatura etmesi ve dönemsellik ilkesine kayıtlarına alması gerekir. Ancak, mal sahibi gerçek kişi ise, bu tarihte yürürlükte olan gelir vergisi tevkifatı oranı üzerinden (emsal bedeli esas alınarak) gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekir. Emsal bedel, gerçek kişi gayrimenkul sahibinin elde ettiği net geliri ifade edeceğinden, emsal bedelin brütleştirilerek bulunacak tutara tevkifat oranını uygulamak suretiyle tevkifat tutarı hesaplanır. Kiracı tarafından bu şekilde hesaplanan tevkifatın, Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) 94’üncü, 98’inci ve 119’uncu maddeleri gereğince beyan edilerek ödenmesi gerekir. Mal sahibi gerçek kişinin ise, peşin ve ayni olarak tahsil ettiği kira gelirlerini ve yapılmış stopajları ait olduğu ilgili yıllara dağıtılarak, GVK’nun 86/1-C maddesini de dikkate alarak beyan etmesi veya etmemesi gerekir.

Belediyeden kiralanan alanlarda yaptırılan otobüs durakları ışıklı ışıksız reklam panoları ve bilboardlar için yapılan harcamalar gayrimenkulün değerini artırıcı nitelikte olmadığından, özel maliyet bedeli olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla, söz konusu harcamaların 333 Sıra No’lu VUK Genel Tebliği ve bu tebliğe 339 Sıra Numaralı Tebliğ ile eklenen listenin 3.64- (Mağaza (showroom), istasyon, süpermarket ve benzeri yerlerde dış mekanlara belirli bir marka veya bir işletmeyi tanıtmak için konulan tabela, pano, totem ve bilboardlar ve bunların benzerleri (58.1. ve diğer sınıflamalarda yer alanlar hariç) başlıklı genel ayırım gereğince 7 yılda % 14,28 oranında normal amortisman yoluyla itfa edilmesi, itfa süresi dolmadan sözleşme süresinin sona ermesi durumunda ise bakiye tutarın tamamının gider yazılması gerekir.

 

Telif Hakları ve SM Kazançları

Gelir Vergisi Kanunu (GVK) Md. 1: Bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratlar gelir vergisine tabidir.

GVK Md. 65: sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi (ücretli) olmaksızın, şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına mutad olarak yapılması serbest meslek faaliyetidir ve bu faaliyetlerden elde edilen kazançlar da serbest meslek kazancıdır.
Serbest Meslek Kazançlarının vergilendirilmesi mevzuatımızda; serbest meslek faaliyetinin niteliğine gore değişmektedir:
Örneğin temel prensip şudur: GVK Md. 18’de yazılı serbest meslek kazançları gelir vergisinden istisnadır ve sadece vergi tevkifatı (stopaj) yoluyla vergilendirilir. Ancak, 4369 Sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi uyarınca; sözkonusu istisna tutarı, GVK Md. 103’te yazılı tarifenin 1. ve 2. dilimi toplamını aşamaz. Bu gelir veya kazançalar ise, istisna sınırına bakılmaksızın KDV tevkifatına tabi tutulur (3065 SK Md. 9 ve KDVK Genel Tebliği No:19). İstisna tutarını aşan kısım için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi halinde, istisna tutar üzerinden yapılan gelir vergisi tutarı; yıllık beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilemez.

a) Sadece GVK Md. 18’de yazılı serbest meslek faaliyetlerini sürekli ve düzenli olarak ya da arızi olarak icra edenler (örneğin; müellifliği meslek edinenler) – Mutad mükellef, defter belge, gelir vergisi stopajı, beyanname zorunlu, –
b) Sadece GVK Md. 18’de yazılı serbest meslek faaliyetlerini sürekli ve düzenli olarak icra edenlerden eserlerini sadece mükellef kişi veya kurumlara devredenler/sunanlar (örneğin; müellifliği meslek edinen ve eserlerini sadece TV kuruluşu şirkete-vergi mükelleflerine- teslim edenler) – Mükellef değil, defter belge, beyanname zorunlu değil, Gelir Vergisi ve KDV stopajı zorunlu,
c) Sadece GVK Md. 18’de yazılı serbest meslek faaliyetlerini arızi olarak (en fazla yılda bir iki kez) icra edenler (örneğin kitap yazma, film vb işleri zaman zaman yapanlar, sürekli ve düzenli olarak yapmayanlar) – Mükellef değil, defter belge, beyanname zorunlu değil, Gelir Vergisi stopajı zorunlu,
d) GVK Md. 18’de yazılı serbest meslek faaliyetleri dışında kalan serbest meslek faaliyetlerini icra edenler (örneğin avukatlar) – Mutad mükellef, defter, belge, beyanname ve gelir vergisi stopajı zorunlu,
e) GVK Md. 18’de yazılı serbest meslek faaliyetlerini ve bu maddede yazılı olmayan diğer serbest meslek veya ayrı bir ticari vb faaliyetlerini birlikte yapanlar, - Mutad mükellef – Faaliyetin niteliğine, sürekliliğine ve faaliyetler arasındaki ilişkiye göre yükümlülükler değişir.
f) Küçük kasaba ve köylerde serbest meslek faaliyeti yapanlar (örneğin; ebe, sünnetçi vb) – Vergiden muaf , defter, belge, beyanname, stopaj zorunlu değil,

GVK: Md. 18: (Özet)
• Şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu GİBİ eserlerini
• Gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayımlamak veya
• Kitap, CD, disket, resim, nota, heykel … halindeki eserleri ile ihtira beratlarını
• Satmak veya
• Bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak

suretiyle gelir elde eden gerçek kişilerin elde ettikleri kazanç, (01.01.2000 tarihinden itibaren) miktarı ne olursa olsun gelir vergisinden müstesnadır. GVK Md. 18’de sayılan serbest meslek faaliyetlerinin sürekli ve düzenli olarak aynı veya farklı mükellef kişi veya kurumlara karşı yapılması vergi istisnası uygulamasını etkilemez.
Bu faaliyet ve gelirler arızi olarak yapılsa dahi vergi, istisnası uygulanır.
Bu eserlerin, neşir, temsil, icra, teşhir GİBİ suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler de vergi istisnası kapsamındadır.

Dolayısıyla, yukarıda yazılı serbest meslek kazancı mahiyetindeki kazançları elde eden gerçek kişiler, gelirleri sadece bu kazançlardan ibaret ise, gelir vergisi beyannamesi vermezler. Bu kazanç ve gelirlerine ilave olarak, gelir vergisi beyannamesi vermelerini gerektirir başka bir gelir veya kazançları varsa, verecekleri beyannameye bu gelir ve kazançlarını dahil etmezler.

Ancak, sözkonusu gelir veya kazançları ödeyen gerçek veya tüzel kişi mükellefler, sözkonusu gelir veya kazanç tahakkuk ettiğinde GVK Md. 94/2/a maddesi ve 99/13230 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca; bu bedeller üzerinden %17 nispetinde gelir vergisi tevkif etmek (stopaj yapmak), yapılan vergi tevkifatını da muhtasar beyanname ile vergi dairesine beyan edip ödemek zorundadır. Sözkonusu gelir veya kazancın ödenmesi sırasında vergi tevkifatı yapmayan mükellefler tevkif edilmesi gereken vergilerin ödenmesinden sorumludurlar.
Maddede yazılı kişiler eserlerini mükellef olmayan kişilere sattıklarında, kiraladıklarında; tevkifat yapılamayacağı için istisna uygulanamaz.

Arızi olarak yukarıda sayılan türden serbest meslek kazancı elde edenler ile eserlerini aynı mükellef kişi veya kurumlara satanlar hariç, tüm serbest meslek erbabı serbest meslek kazanç defteri tutmak ve hasılatları için serbest meslek makbuzu düzenlemek zorundadır. (GVK Genel Tebliğ No: 221, 223 ve 224)

Arızi olarak serbest meslek faaliyetinde bulunup kazanç elde edenler ile eserlerini mükellef kişi veya mükellef kurumlara satanlar serbest meslek makbuzu düzenlemeyecekleri için; bunlardan eserlerini satın alanlar gider makbuzu düzenleyerek, vergi kesintisini yapacaklardır. Serbest meslek erbabı ise, bu makbuzlar ile eserleriyle ilgili gider belgelerini 5 yıl sure ile muhafaza edecektir. Bunların vergi levhası bulundurma ve tasdik yükümlülüğü de mevcut değildir.

Arızi olarak serbest meslek faaliyetinde bulunanların KDV yükümlülüğü mevcut değildir. Ancak, GVK Md 18’de sayılan eserlerini mükellef kişi veya kurumlara satan serbest meslek erbabı adına gider makbuzu düzenleyenler %18 nispetinde KDV hesaplayıp, tevkif etmek ve 2 No’lu KDV Beyannamesi ile beyan etmek zorundadır. Bu durumda, alıcı %18 KDV yüküne katlanmakta gibi görünse de; gerçekte alıcı mükellefin tevkif ettiği ve 2 No’lu KDV Beyannamesi ile beyan edip ödediği KDV, indirilebilir KDV hesabına alınarak KDV beyannamesinde indirim konusu yapılmış olacağı için alıcı üzerinde KDV yükü hasıl olmaz.

Telif hakkı; vergi kanunlarımıza gore gayrımaddi haktır. Gayrımaddi hakların amortisman yoluyla itfa edilmesi gerekir. Ancak, kanaatimizce; sunulan hizmetin/telif hakkının alıcı işletme tarafından bir yıldan fazla süre ile kullanılması halinde amortisman ayrılması mümkündür. Bir yıldan daha az sure ile kullanılan veya bir yıldan daha uzun sure geçerli olmayan telif haklarının doğrudan maliyetlere dahil edilmesi gerekir. Bununla birlikte, video program filmlerine konu olan eserlerin telif hakları için sinema filmlerine uygulanan ilk yıl %75 ve ikinci yıl %25 oranında amortisman uygulanması mümkündür.

 

Transfer Fiyatlandırması

Transfer Fiyatlandırması; özel ihtisas ve özen gösterilmesi gereken, buna karşılık uygulamada çok da bilinmeyen önemli bir konu. Mükelleflerin gereksiz yere cezalı işlemler ile muhatap olmaması için aşağıda özet olarak yer verilen hususları dikkate almaları gerekir:

İlgili Mevzuat
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı’nı düzenleyen 13’üncü maddesi; 01.01.2007 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi. Söz konusu maddede yer alan hükümlere ilişkin usuller ise, 2007/12888 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nda belirlendi. Ancak, sözkonusu Bakanlar Kurulu Kararı 06.12.2007 tarih ve 26722 sayılı Resmi Gazete’de yayınlmış olmasına rağmen, 01.01.2007 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi. Transfer Fiyatlandırması uygulamasına ilişkin açıklamaların yer aldığı Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Tebliğler de yayınlanarak, konu ve uygulamaya açıklık getirildi. Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanunu’nun 41’inci maddesinde 5615 Sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerle ticari kazanç ve zirai kazanç sahibi gelir vergisi mükellefleri de transfer fiyatlandırması uygulamasına dahil edildi.

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu 13’üncü maddesi hükmüne aşağıda yer verilmektedir:

Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı
(1) Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.

(2) İlişkili kişi; kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil yansoy hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi sayılır. Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulunca ilan edilen ülkelerde veya bölgelerde bulunan
kişilerle yapılmış tüm işlemler, ilişkili kişilerle yapılmış sayılır.

(3) Emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade eder. Emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait kayıt, cetvel ve belgelerin ispat edici kâğıtlar olarak saklanması zorunludur.

(4) Kurumlar, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, aşağıdaki
yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanını kullanarak tespit eder:
a) Karşılaştırılabilir fiyat yöntemi: Bir mükellefin uygulayacağı emsallere uygun satış fiyatının, karşılaştırılabilir mal veya hizmet alım ya da satımında bulunan ve aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilerin birbirleriyle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı piyasa fiyatı ile karşılaştırılarak tespit edilmesini ifade eder.
b) Maliyet artı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, ilgili mal veya hizmet maliyetlerinin makul bir brüt kâr oranı kadar artırılması suretiyle hesaplanmasını ifade eder.
c) Yeniden satış fiyatı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, işlem konusu mal veya hizmetlerin aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilere yeniden satılması halinde uygulanacak fiyattan, makul bir brüt satış kârı düşülerek hesaplanmasını ifade eder.
ç) Emsallere uygun fiyata yukarıdaki yöntemlerden herhangi birisi ile ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemlerin mahiyetine uygun olarak kendi belirleyeceği diğer yöntemleri kullanabilir.

(5) İlişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanacak fiyat veya bedelin tespitine ilişkin yöntemler, mükellefin talebi üzerine Maliye Bakanlığı ile anlaşılarak belirlenebilir. Bu şekilde belirlenen yöntem, üç yılı aşmamak üzere anlaşmada tespit edilen süre ve şartlar dahilinde kesinlik taşır.

(6) Tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulamasında, bu maddedeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü kazanç dağıtan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.

(7) Transfer fiyatlandırması ile ilgili usuller Bakanlar Kurulunca belirlenir.

Transfer Fiyatlandırması Nedir?
Transfer Fiyatlandırması; ilişkili kişiler arasındaki mal, hizmet ve hakların alım-satımı, kiralanması, istihdam, ödünç para alıp verme, imalat, inşaat gibi işlemlerde uygulanan fiyattır.
Bu fiyatın/bedelin keyfi olarak uygulanması veya “manipülasyonu”; işleme taraf olan ilişkili kişilerin gelir, kar veya maliyetlerini, dolayısıyla da vergi matrahlarını değiştirir ve cezalı vergi düzeltmesi yapılmasını gerektirir. Bu nedenle, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerin bedellerinin piyasadaki “emsallerine” uygun olarak belirlenmesi kanuni zorunluluktur. Diğer taraftan, uluslararası alanda faaliyet gösteren şirketler için faaliyette bulundukları ülkelerden birinde veya bazılarında transfer fiyatlandırması rejiminin uygulanmaması çifte vergilendirme riskinin artmasına neden olmaktadır.

Transfer fiyatlandırması sorununu önlemek veya olup olmadığını anlamak için;
• ilişkili kişilerin tespit edilmesi,
• ilişkili kişiler arasında yapılan işlemlerin emsallerine uygun olup olmadığını belirlemek
gerekir. Bu, öncelikle mükelleflerin görevidir.

İlişkili Kişiler Hangi Kriterlere Göre Tespit Edilir?
• Kurumların kendi ortakları
• Kurumların ilgili olduğu gerçek kişi veya kurumlar (üst düzey yöneticiler, temsilciler, tellallar, ticari komisyoncular, denetçiler, iştirakler, bağlı ortaklıklar gibi)
• Kurumların ortaklarının ilgili olduğu gerçek kişi veya kurumlar (ortağın ortak olduğu diğer şirketler, ortakların eşleri ve yakın akrabaları gibi)
• Kurumların idaresi, denetimi, sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu veya nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumlar (kontrol edilen yurt içindeki veya yurt dışındaki şirketler, girişimler, grup şirketler, holding şirketler, iş ortaklıkları, konsorsiyumlar, CEO’lar, iştirak zinciri veya bağlı ortaklık zinciri içinde olan şirketler gibi)
• Kurumların ortaklarının idaresi, denetimi, sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu veya nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumlar (ortağın ortak olduğu diğer şirketler ve bu şirketlerin diğer ortakları gibi)
• Kurumların ortaklarının eşleri, (elbette ki; eşlerle ilgili yukarıda sayılan kurumlar ve gerçek kişiler)
• Kurumların ortaklarının veya eşlerinin üstsoyu veya altsoyu üçüncü derece dahil sıhri (kayın) hısısmları ile yansoy hısısmları (elbette ki; eşlerle ilgili yukarıda sayılan kurumlar ve gerçek kişiler)
Diyalektik olarak herşey birbiri ile ilgilidir. Ancak, ilgili kişinin vergicilik bakımından anlamı; çok daha sınırlı bir ilgi ve ilişkidir. Vergi inceleme elemanı; emsaline göre düşük bir fiyat/bedel uygulaması belirlediği zaman; alıcı ve satıcı arasında yukarıdaki hukuka uygun, doğrudan veya dolaylı yakın bir ilişki olup olmadığını, işlemin anlaşmalı veya muvazaalı olup olmadığını araştırır. Bu bakımdan iş yapılan kişilerin ilişkili kişi olup olmadığı kadar, ilişkili kişiler arasında uygulanan fiyatın emsaline göre uygun olup olmadığı da önemlidir. Yurt dışındaki ve serbest bölgelerdeki ilişkili kişiler de transfer fiyatladırmasında dikkate alınır.

İlişkili Kişiler Arasında Uygulanan Fiyat Hangi Yöntemlere Göre Tespit Edilebilir?
İlişkili kişiler arasında uygulanan fiyatı; emsallerine uygun olarak belirlemek üzere, aşağıdaki yöntemlerden biri kullanılabilir. Ancak, daha önce “emsallerine uygun olmak/olmamak” ne demektir? Emsaline uygunluk ilkesi; ilişkili kişilerle yapılan işlemlerin ve bu işlemlerde uygulanan fiyat veya bedelin ya da değerlemenin; ilişkisiz kişilerle yapılan işlemlere ve bu işlemlerde uygulanan fiyat veya bedele ya da değerlemeye uygun olması gerekliliğidir. Kısacası; ilişkili kişilerle ve ilişkili olmayan (bağımsız) kişilerle yapılan işlemlerin birbirine uygun olarak yapılmasıdır. Sözkonusu uygunluğun olup olmadığı araştırılırken veya işlemler mukayese edilirken; “fonksiyon analizi” denilen bir yöntem uygulanır ki; bu yönteme göre; işlemlere taraf olanların; fonksiyonları, riskleri, kullandıkları varlıklar dikkate alınarak mukayese yapılır. Zira; piyasalarda risk ve getiri doğru orantılıdır.

Karşılaştırılabilir Fiyat Yöntemine Göre TF Hesaplanması
Bir mükellefin uygulamak zorunda olduğu emsallerine uygun satış fiyatı ve bedelinin, değerinin; aynı faaliyet konusunda faaliyette bulunan diğer kişilerin ilişkisiz nitelikteki kişilerle olan karşılaştırılabilir nitelikteki işlemlerine uyguladıkları satış fiyatı ve bedeline veya değerine (piyasa fiyatına) uygun olmasıdır. örneğin; ilişkisiz kişilere uyguladığınız fiyat ve bedellerin ilişkili kişilere de uygulanması ve ayrıca rakip firmaların ilişkisiz kişilere uygulamakta oldukları fiyat ve bedelleri sizin kendi ilişkili kişilerinize uygulamanız “karşılaştırılabilir fiyat metodu”nun uygulanması anlamına gelir. Görüldüğü gibi; karşılaştırılabilir fiyat metodu; “iç emsaller ile karşılaştırmak” ve “dış emsaller ile karşılaştırmak” anlamına gelir. Bu yöntemin uygulanması sırasında; ürünün kalitesi, garanti süresi, teslim süresi, ödeme vadesi, işlem tarihi, sipariş miktarı, sipariş üzerine teslim, stok politikası, piyasa özellikleri, rakip mallar, döviz kuru riski, yeni ürün ve piyasaya giriş gibi hususlar dikkate alınmalıdır.

Maliyet Artı Yöntemine Göre TF Hesaplanması
Emsallere uygun fiyatın; mal veya hizmetin maliyet bedeline (doğrudan ve dolaylı maliyetlere) makul bir brüt kar marjı uygulanarak ve bu kar marjını standard hale getirilerek belirlenmesini ifade eder. Daha ziyade üretim firmaları için uygun olan bu metod; holding veya grupiçi mal veya hizmet alış-verişleri olan mükellefler için bir kolaylıktır. Maliyet Artı metodunun uygulanması; brüt kar oranlarına göre karşılaştırma yapılarak emsallere uygun fiyat veya bedelin, değerin tespit edilmesi anlamına gelir. Dolayısıyla, bu metodu uygularken; karşılaştırılabilir fiyat metodunda olduğu gibi brüt kar marjlarını “iç emsaller ile karşılaştırmak” ve “dış emsaller ile karşılaştırmak” gerekir. Bu yöntemi uygulamak isteyen mükelleflerin; maliyet yapılarının tutarlı ve istikrarlı olması, muhtemelen maliyet muhasebesi uygulamaları, maliyetlerinin keyfi olarak “şişirilmemiş” olması da önem taşır.

Yeniden Satış Fiyatı Yöntemine Göre TF Hesaplanması
Emsallere uygun fiyatın; mal veya hizmetin ilişkili kişi olmayan kişilere yeniden satış yapması için satılması halinde, uygulanacak fiyattan makul bir brüt kar oranı düşülerek yapılması suretiyle hesaplanmasıdır. Satılan mal veya hizmetin yeniden satış yapması için pazarlama ve satış firmalarına teslim edilmesi halinde uygulanabilir bir yöntem olup, alıcının paketleme, etiketleme, küçük çaplı modifikasyonlar yapması mal veya hizmetin değerini artırıcı işlem olarak kabul görmez. Bu yöntemin uygulanması halinde de iç emsal, dış emsal tutarlılığına dikkat edilmesi gerekir.

Diğer Yöntemlere Göre TF Hesaplanması
Emsallere uygun fiyata; yukarıdaki yöntemlerden biri ile ulaşma olanağı yoksa, mükellef işlemlerin gerçek mahiyetine uygun olarak kendi belirleyeceği yöntemleri kullanabilir. Örneğin;
İşleme dayalı kar bölüşüm yöntemi: İlişkili kişilerle alım-satım zinciri içinde oluşan karın; tarafların önceden belirlenmiş katkılarına ve risklerine uygun olarak taraflar arasında paylaşılması esasına göre emsallere uygun fiyatın hesaplanmasıdır.
İşleme dayalı net kar marjı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın hesaplanmasında; brüt kar marjı (örneğin maliyet artı yönteminde) yerine net kar marjının kullanılmasıdır.
Peşin/Önceden fiyatlandırma anlaşması yöntemi: İlişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım-satımında uygulanacak fiyatın mükellefin talebi üzerine Maliye Bakanlığı ile birlikte ve üç yıllık bir protokole bağlanarak belirlenmesidir.

Transfer Fiyatlandırması Uygulamasında Tevsik, Özel Form İle Beyan ve Özel Tevsik Raporu

1) Tevsik ve Saklama Zorunluluğu
5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13’üncü maddesine göre; emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait tüm kayıt, cetvel ve belgelerin ispat edici kağıtlar olarak saklanması zorunludur. Bu hesaplama ve belgeler, aynı zamanda, İlişkili kişilerle yapılan işlemlere uygulanan fiyat veya bedellerin tespit yöntemi ve makul seçilme gerekçelerini açıklayan en önemli bilgi ve belgelerdir.
Transfer Fiyatlandırması kapsamında tevsik zorunluluğu olan işlemlere ile saklama zorunluluğu olan belgelere ve bunlarla ilgili konu başlıklarına aşağıda yer verilmektedir. Mükelleflere, ilgisine göre, aşağıdaki hususları içeren bir Transfer Fiyatlandırması dosyası oluşturup, saklamalarını öneririz:
• İlişkili kişilerin tespit edilmesi ile ilgili belgeler,
• İlişkili kişilerle yapılan işlemleri, mal veya hizmet alımı veya satımı, borç alıp verme, kiralama ve kiraya verme, ücret, gider paylaşımı, hisse alım satımı, varlık bazında alım-satım gibi işlemlerin (talep, sipariş, mektup, sözleşme, EFT vb ile) tevsik edilmesi,
• İlişkili kişilerle yapılan işlemlerde uygulanan transfer fiyatının hesaplanması ve hesaplama yönteminin gerekçeleri,
• İlişkili olmayan kişilerle yapılan benzer işlemlerde uygulanan bedellerin tespit ve tevsik edilmesi,
• İlişkili kişilerle ve ilişkili olmayan kişilerle yapılan benzer/karşılaştırılabilir işlemlerde uygulanan fiyat veya bedellerin mukayese edilmesi, varsa farkların tespit ve tevsik edilmesi,
• Mukayese sonucunda varsa bulunan farkların emsallere uygunluk, fonksiyon analizi, risk faktörü vb çerçevesinde analiz edilmesi, iç ve dış emsallere uygunluk araştırması yapılması ve makul izahların yapılması,
• Varsa, ilişkili kişilerle yapılan işlemlerin düzeltilmesinin tevsik edilmesi,
• Mükellefin faaliyetlerinin tanımı, organizasyon yapısı (merkez, şube) ve ortakları, sermaye yapısı, içinde bulunduğu sektör, ekonomik ve hukuki geçmişi hakkında özet bilgiler, ilişkili kişilerin tanımı (vergi kimlik numaraları, adresleri, telefon numaraları vb.) ve bu kişiler arasındaki ilişkilere ilişkin belge ve bilgiler
• Üstlenilen işlevleri, sahip olunan riskleri ve kullanılan varlıkları içeren tüm belge ve bilgiler,
• İşlem konusu yıla ilişkin ürün fiyat listeleri,
• İşlem konusu yıla ilişkin üretim maliyetleri,
• Yıl içinde ilişkili ve ilişkisiz kişilerle yapılan işlemlerin miktarı ile fatura, dekont ve benzeri belgeler,
• Yıl içinde ilişkili kişilerle yapılan tüm sözleşme örnekleri (damga vergisi ödenmiş olarak)
• İlişkili kişilere ait özet mali tablolar,
• İlişkili kişiler arasındaki işlemlere uygulanan şirket içi fiyatlandırma politikası,
• İlişkili kişiler tarafından farklı muhasebe standartları ve yöntemleri kullanılıyor ise bunlara ilişkin bilgi,
• Gayri maddi varlıkların mülkiyetine ve alınan veya ödenen gayri maddi hak bedellerine ilişkin bilgi,
• Kullanılan transfer fiyatlandırması yönteminin seçilme nedeni ve uygulanmasına ilişkin bilgi ve belgeler (iç ve/veya dış emsaller, karşılaştırılabilirlik analizi),
• Emsallere uygun fiyat ya da kâr marjının saptanmasında kullanılan hesaplamalar ve yapılan varsayımlara ilişkin ayrıntılı bilgiler,
• Belli bir emsal fiyat aralığı tespit edilmişse, bu aralığın tespitinde kullanılan yöntem,
• Emsal fiyatın tespit edilmesi için gerekli diğer belgeler.

Yukarıdaki bilgi ve belgelerin yabancı dilde yazılmış olmaları halinde, bunların Türkçe çevirilerinin de ibraz edilmesi zorunludur.

2) Yıllık Beyannamenin Ekinde Özel Form Doldurulması

Mükelleflerin ilişkili kişilerle yıl içinde yaptıkları tüm mal veya hizmet alım ya da satım işlemlerini göstermek üzere; “TRANSFER FİYATLANDIRMASI, KONTROL EDİLEN YABANCI KURUM ve ÖRTÜLÜ SERMAYEYE İLİŞKİN FORM”u doldurmaları ve kurumlar vergisi beyannamesi ekinde, bağlı bulundukları vergi dairesine göndermeleri gerekmektedir.

Söz konusu form üç ana bölümden oluşmaktadır:
-Transfer Fiyatlandırması
-Kontrol Edilen Yabancı Kurum Kazancı
-Örtülü Sermayeye İlişkin İşlemler
Formda yer alan işlemlerin bir veya bir kaçının bulunması halinde sadece mevcut bulunan işleme ilişkin kısım doldurulur. Sözkonusu işlemlerin hiç birinin bulunmaması halinde ise, form doldurulmaz.

3) Yıllık Transfer Fiyatlandırması Tevsik Raporu

a) Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığına Bağlı Mükellefler
Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı’na bağlı Kurumlar vergisi mükelleflerinin tamamının, 2007 yılı ve izleyen yıllar içindeki ilişkili kişilerle yaptığı yurt içi ve yurt dışı işlemlerine ilişkin olarak, kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresine kadar “YILLIK TRANSFER FİYATLANDIRMASI RAPORU” hazırlamaları ve istenmesi halinde, Mali İdare’ye veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara ibraz etmeleri zorunludur.

b) Diğer Kurumlar Vergisi Mükellefleri
Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı’nda kayıtlı mükellefler dışında kalan kurumlar vergisi mükelleflerinin 2007 yılı ve izleyen yıllar içindeki ilişkili kişilerle yaptığı yurt içi ve yurt dışı işlemlerine ilişkin olarak, kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresine kadar “YILLIK TRANSFER FİYATLANDIRMASI RAPORU” hazırlamaları ve istenmesi halinde, Mali İdare’ye veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara ibraz etmeleri zorunludur.
Öte yandan, yukarıda belirtilen Yıllık Transfer Fiyatlandırması Raporunu hazırlamak zorunda olan kurumlar vergisi mükelleflerinin istihdam ilişkisi içinde bulunmaları nedeniyle ilişkili kişi sayılanlarla yaptığı işlemlere ilişkin bilgi ve belgelere düzenlenecek raporda yer vermelerine gerek bulunmamaktadır. Ancak söz konusu bilgi ve belgelerin istenmesi durumunda Mali İdare'ye veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara ibraz edilmesi zorunluluktur.
Gelir vergisi mükelleflerinin rapor yükümlülüğü bulunmamaktadır.

4) Yıllık Transfer Fiyatlandırması Tevsik Raporu Dispozisyonu
Yıllık transfer fiyatlandırması tevsik raporunun içeriği; yukarıdaki Tevsik ve Saklama Zorunluluğu başlıklı bölümde belirtilmiş olmakla birlikte, raporun istenilen standardlara uygun olması için dizpozisyonuna aşağıda yer verilmektedir:
YILLIK TRANSFER FİYATLANDIRMASI RAPORU DİSPOZİSYONU

I- GENEL BİLGİLER
Yıllık transfer fiyatlandırması raporu düzenlenen mükellefin;
Faaliyet alanı,
Gerçekleştirilen işlevler,
Üstlendikleri riskler,
Sahip oldukları varlıklar,
Ekonomik koşullar,
Pazar koşulları
İş stratejileri

II- İLİŞKİLİ KİŞİLER HAKKINDAKİ BİLGİLER
Mükellefle işlemler gerçekleştiren ilişkili kişilerin;
Vergi kimlik numaraları,
Adresleri,
Telefon numaraları
Faaliyet alanı,
Ekonomik koşulları,
Pazar koşulları,
Yasal düzenlemeleri,
İş stratejileri,
Gerçekleştirdiği işlevler,
Üstlendikleri riskler,
Sahip oldukları varlıklar

III- İLİŞKİLİ KİŞİLER ARASINDAKİ İŞLEMİN AYRINTILARINA İLİŞKİN BİLGİLER
İlişkili kişiler arasında gerçekleşen tüm işlemlere ve sözleşmelere ait ayrıntılı bilgiler

IV- TRANSFER FİYATLANDIRMASI ANALİZLERİNE İLİŞKİN BİLGİLER
Karşılaştırılabilirlik analizine ilişkin ayrıntılar
Karşılaştırılabilir işlemlerin seçiminde kullanılan kıstaslar,
Karşılaştırılabilirliğin tespitinde düzeltim yapılmış ise buna ilişkin ayrıntılı bilgiler,
Kullanılan transfer fiyatlandırması yönteminin diğer yöntemlerle karşılaştırılarak bu yöntemin kullanılma gerekçeleri,
Kullanılan yöntemin en uygun yöntem olduğuna ilişkin bilgi, belge ve hesaplamalar,
Emsallere uygun fiyat/bedel veya kâr marjının saptanmasında kullanılan hesaplamalara ilişkin ayrıntılı bilgiler,
Emsal fiyat aralığı tespit edilmiş ise bu aralığa ilişkin hesaplamaları içeren ayrıntılı bilgiler,

V- SONUÇ
Raporda ele alınan işlemlerin kısaca açıklanması ve kullanılan analiz ve yöntemlerin ortaya konulması