|
Perakende sektörü, sürekli olarak, rekabetin yüksek olduğu, kar marjlarını ve etkinliğini iyileştirme baskısı altında olan, piyasa ve müşteri bilgisini satışlara dönüştüren, teknolojik yeniliklerin önemli değer katarak stratejik avantaj yarattığı bir sektör.
Sektördeki rekabet maddi ve gayrı-maddi duran varlıklardan, müşteri ilişkilerine ve marka yönetimine doğru kayıyor. Yeniden yapılanma ihtiyacı içinde olan perakende sektöründeki firmalar, ana faaliyetlere odaklanıp, tüketici zevklerindeki değişimi, satın alma gücü değişikliklerini ve talebi izleyerek sürekli olarak iş yaratan alanlara yatırım yapmak baskısı altındalar. ABD ekonomisindeki krizin küresel krize dönüşmesi sektörü yakından etkileyecek: Sektördeki ucuzluk; satın alma gücü yetersizliğine takılabilir!
Türkiye’de işgücü maliyeti ve çevre yatırımları için sağlanan esneklikler dolayısıyla da çevre maliyetleri düşük olmakla birlikte, enerji ve ulaşım maliyetleri hala yüksek ve TL’nin değer kaybı ithal girdiler ile ithal malların fiyatlarının artmasına neden oluyor. Tüketici kredilerindeki ve tüketim eğilimindeki azalma da tüketim kalıplarını ve tüketici tercihlerini değiştiriyor, başta alış-veriş merkezleri, süpermarketler, kozmetik, giyim, tütün ve alkol, restaurantlar ve cafe’ler, eğlence yerleri olmak üzere perakende ve tüketim sektörü firmalarını zorluyor. Karları düşüren fiyat indirimleri ve satış promosyonları sektörün canlanması için yetersiz kalıyor. |